Perşembe, Mart 01, 2012

zaman ki hatırlamaktan başka nedir?*


Canım, canım, güzel ablam benim, iyi ki doğdun sen! Lilişim'e hamileydin yukarıdaki fotoğrafta, ne çok gülmüş, ne çok üzülmüştük tüm o süreç boyunca. İyi ki doğdun, iyi ki Lilişka'yı doğurdun, seni seviyorum canım. 
Şimdi senin şehrindeyim bakıp duruyorum tüm gün, yoruluyorum. Birbirimizin bakışına sığınsak, o bakışın eskiliğine, tanıdık olma hâline, sıcaklığına güvensek, keşke hep beraber olsak. Ama unutmadım; tarihimizin arasına kimse giremez, bu bilgi rahatlatıyor, rahatlıyorum. Seni özledim ben.
------
*İlhan Berk'in  "zaman ki senden başka nedir" dizelerinden mülhem.

26 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Şuradan kafamı uzatıp ablaya "nice yaşlara" demeden geçemedim. Zira ben de bir ablayım ve kızkardeşimle benzer duyguları paylaşırız. Özleyiverdim onu birden. Hiç ayrılmayan e mi:)

Üsturupsuz Yazar dedi ki...

Anam! Mutlu yıllar olsun o zaman! Huzur dolsun huzur!

Adsız dedi ki...

Benim güzel kırlangıcım,
Aramızda tarih var, burnumda çok sevdiğim kokun var, çok kalıcı ama uçarı ve neşeli... Seni çok seviyorum daha ne olsun? Ben mutlu olmayayım da kim olsun?? Bu ne güzel bir hediye, sen ne güzelsin! Dave bugün bana bir sürpriz yaptı. Balonlarla süslenmiş lilyler ve kırmızı güller gönderdi. İşimin ortasında duygulandım, ağlayıverdim. İyi ki varsınız, iyi ki varsın! Kucakladım, doyamadım...
serap

zerka dedi ki...

biz de alkım'la dün seni konuştuk justinecim. bi sessizlik var ortalıkta diyordum da alkım söyledi istanbul'da olduğunu.istanbul'a geleceğini biliyordum ama tam zamanını bilmiyordum gerçi tahmin etmiştim.

benim ablam olmadı hiç (türk filmi repliği gibi oldu:)) o yüzden yazdıklarını okuyunca çok özendim.

sevgiler çok, iyi gezmeler görmeler dileyeceğim ama hava çok soğuk kendine dikkat et:)

justine dedi ki...

Merhaba Leylak Dalı, hoş geldin.

Kardeşlik duygusunu çok çok önemserim ben, sadece kan bağıyla kurulmuş olanı değil, sevgiyle, aynı tarihi paylaşmakla, konuşmadan anlaşmakla, bizatihi kardeşliğin kendisi ile ilgilenirim. Dileğin ve inceliğin için teşekkürler, a bir de, sesini duyduğuma sevindim;)
Çok sevgiler.

Clea dedi ki...

hey ben de o kardeşlik çemberindeyim!:p tamam aramızda biraz yaş farkı olduğu için küçükken ne oyunlarınıza ne de gezmelerinize katmadınız beni ama kendimi çarçabuk geliştirerek yetiştim size, hah haa:p şimdi ne çok gülüyoruz, ne çok ağlıyoruz bazı şeylere, beraber, birlikte. çok mutluyum size sahip olduğum için, çok şanslıyım. canım ablam iyi ki varsın sen, tüm merhametin, dalgınlığın, güzelliğin, endişen, pişmanlıkların, talihsizliğin, cesaretin, cazibenle iyi ki benim ablamsın. canım justine'in güzel yazısıyla bir de buradan kutlayayım; doğum günün kutlu olsun!

justine dedi ki...

Üsturupsuz Yazar, sağol huzur dileğin için, umarım hepimiz huzurla dolarız;p

justine dedi ki...

Canım;) Biliyordum ben Deyvo'nun sürprizini, ama endişeleniyordu kalkınma ajansına zamanında gider mi çiçekler, ne olur, nasıl olur diye. Çok sevindim sorun çıkmadan çiçeklerine kavuşmana, ne hoş bir hediye, bayıldım;)
Her şeyin en güzelini hak ediyorsun sen, ben de kucaklıyorum seni.

p.s.: Hak etmek, çok komik bir kelime değil mi, ben her söylediğimde gülmüşümdür bu işe, hak ettim, hak etmedin filan;p

justine dedi ki...

Canım Zerkacığım, ablan yok, peki kardeşin, abin vs., tek çocuk musun yani? Bak şimdi, çocuk kelimesi de komik oldu burada, ya da bu gece bana her şey komik geliyor;p
Şaka bir yana, insanın kardeşlerinin olması çok güzel, tamam, ama kan bağıyla oluşmayan, başka şekillerde kurulan kardeşlikler de çok kıymetli benim gözümde. Türk filmi gibi olmasın onun için, üzülme sen lütfen;p
-----------

İstanbul soğuk, hatta kar karşıladı sayılır beni, fakat insan sevdiklerinin yanında soğuğu fark etmiyor canım. Hem hafta sonu sıcaklık artacakmış, böylelikle daha çok gezebileceğim şehrinizde;)

A, biz C. ile Yeni Camii'ye gittik Zerkacığım, sütunlarını fotoğrafladım bile, doğruymuş dediği, senin bloğundaki fotoğraf Yeni Camii'nin fotosuymuş. Belki koyarım buraya çektiğim fotoları, bakalım.

Özledim sizi ben de, bakacağım şimdi bloglara.

Çok çok sevgiler, iyi geceler.

justine dedi ki...

Hah ha, Poliş n'aber şekerim?;)

Aramızdaki yaş farkını çabucak kapatman iyi bir şey mi yoksa endişelenecek bir olay mı bilemem artık, düşün bir bakalım;p

Öptüm seni, canım benim.

justine dedi ki...

Saintciğim, benim yaş kompleksim yok canım, istediğini istediğin yere yazabilirsin;p Bak nasıl da açık ediyorum burada durumları;))

Çok sevgiler, selamlar.

p.s.: A, yoksa sen Polişka ile Serap'ı mı karıştırdın? Biri kardeşim biri ablam benim.

alkım dedi ki...

Ben de Serap'ın doğum gününü kutluyorum buradan. Güzellikler diliyorum yeni yaşında!

Siz kardeşler hep kış çocukları mısınız yoksa:)

Ne hoş! Üç kızkardeş...Yorumları da okuyunca bana çok güzel şeyleri çağrıştırdı birden. Çehov'u, neşeli çay saatlerini, akşamüstü gezintilerini. Bir kır evinin bahçesinde uçuşan üç beyaz eteği!
Bir önceki yazını da okudum, yüreğim titredi. (Bir de hastayım, fena duygusalım, sorma.Gafil avlandım:) Çok sevdim hakikaten. Tekrar tekrar şiir gibi okudum.

Çok sevgiler Justine. İstanbul'da güzel gezintiler!

TheSaint dedi ki...

:) evet Justine, karıştırdım herşeyi :)

justine dedi ki...

Yok Alkım, Poliş tam yaz çocuğudur, Temmuz doğumlu o ve yazı çok sever. Şimdi sen söyleyince biraz düşündüm de, sanırım ben Serap'ı da hep yaz insanı diye düşünmüşüm, kış doğumlu sadece ben bilinirim bizim ailede. Aralık ayının adı çıkmış tabii;p Oysa işte bakınız Mart'a, brrr iliklerimiz donuyor yahu!

Şimdi Poliş'teyim ben Alkımcığım. Hava fena soğuk, çıkmayacağız bu akşam. Kariye'yi gezdik bugün, benim ikinci gezişim, çok etkilendim yine. Yazarım belki bloğa vakit bulursam, çok fazla fotoğraf da çektim bu gezişimde.

Tatil şu hayattaki en güzel şey, hiçbir şey yapmasan bile rahatlatıcı, sağaltıcı bir etkisi var insanın üzerinde. Çalışmaktan nefret ediyorum, evet;) Ben sana cevap yazıyorum, Polişka yemek yapıyor şimdi, mis gibi kokular geliyor mutfaktan, çoook acıktım;) Kalkıp masayı hazırlayayım bari, iyice misafir havasına soktu kardeşim beni;p

Gitmeden;
Çehov'u anımsamışsın ya, yazıyı ve yorumları okuyunca, aynı şeyi Poliş de söylemişti bir zaman; üçümüz bir araya gelince neden aklıma hep Çehov geliyor, diye sormuştu. Çok hoşuma gitti ikinizin de aynı havayı hissetmeniz. Çehov candır;)

Yorumun ve doğum günü dileği için teşekkürler canım. Hastaymışsın çok çok geçmiş olsun, dikkat et lütfen kendine. Sevgiler.

p.s.: Cevap aceleye geldi, karmakarışık bir şey oldu kusura bakma, yemek kokuları kafamı karıştırdı sanırım;p

justine dedi ki...

Biliyordum Saintciğim, anlamıştım;)

Şimdi şöyle; biz dört kardeşiz, ablam ve abim var, ben üçüncüyüm ve en küçüğümüz Poliş. Küçük filan diyorum ama Poliş de 81'li, nereden baksan kocaman kadın yani, küçük lafı bizim dilimizde;)

Çok sevgiler, selamlar ailene.

zerka dedi ki...

yok tek çocuk değilim üç tane erkek kardeşim var üçünü de pek çok severim:) kardeş gibi dostlar da çok önemlidir haklısın, zor bulunur, bulunca kıymetini bilmek gerek.

bu arada, serap’ın doğumgününü ben de kutluyorum, serap abla mı demeliydim acaba?:) şimdi sen abla diyince ben de öyle mi desem oldum, fotoğrafta da hiç abla denilecek yaşta durmuyor ama ne diyeceğimi bilemedim :)

yeni camii fotoğraflarını bekliyorum merakla.

sevgiler.

Adsız dedi ki...

İyi ki doğdun Serap! Nihayet sakin kafa bilgisayar başına oturabildim.
Justine ve Volkan tavlaya tutuştular, Poliş mutfakta, ben de
çalışıyorum. Yine Süleymaniye'ye uzansak, yazın yine tatile gitsek ne
güzel olur! Güzel yaşa, bu bir emir cümlesidir.

C.

aglea dedi ki...

serap'ın doğum günü kutlu olsun!

justine, ne güzel kardeşlersiniz siz. ablan, abin, kardeşin, hepsi var, ne mutlu çok şanslısın. annem sadece iki tane doğurmuş maalesef. hatta kardeşim planda hiç yokmuş. anca büyütmüş ikimizi, çalıştığı için böyle olduğunu sanıyoruz. bilmiyorum. çok çocuklu, çalışan başka anneler de var. görüyorum ben:) neyse... ama bari sıralamayı iyi yapıp, ilk beni seçmeseymiş. kardeşimi ablam olarak doğursaymış ya. bu saatten sonrası ancak, mış mış da mış :) antakya alevilerinin bir lafı var justine; "anamın ilki olacağıma dağlarda tilki olaydım" derler.

diyeceğim, çok isterdim bir ablam olmasını. başkalarının ablalı olma mutluluğunu tüm kalbimle paylaşıyorum ben de:)

sevgiler çok.

justine dedi ki...

Zerkacığım çok geç cevap yazdım, Aglea ve sen kusura bakmayın lütfen. C. bakmaz zaten, onun yüzünden oturamadım pc başına;p Ben yorumlara hemen cevap vermeyi önemsiyorum, sohbet kesiliyormuş, seslenen yanıtsız kalıyormuş gibi geliyor bana, ben yorum yazdığımda da cevap bekliyorum, ondan sanırım.

Serap 74'lü canım, senin canın nasıl istiyorsa öyle seslenirsin, keyfin bilir;) Bizim aramızda çok yaş farkı yoktur, abim, ablam ve ben birer yaş arayla doğmuşuz -hemen hemen-, bir tek Poliş benden beş yaş küçüktür, 81'li o. (bunu sanki daha önce yazmıştım, deja vu! araya zaman girerse böyle olur tabii;p)

Teşekkür ediyorum yorumun için, öpüyorum seni.

p.s.: Bloğa yazı girersem bu akşam, fotoğrafları da eklerim. Bu arada başka başka yerlere de gittim, fotolar birikti, onlar için ayrı bir sayfa açmam gerekecek herhalde;)

justine dedi ki...

Sevgili C., tavlada kimin yendiğini de ekleseydin keşke, daha hoş olmaz mıydı?;p

Liliş'le oynuyoruz şimdi, yakında yine yanındayım, canım.

justine dedi ki...

;)

Agleacığım, ne tatlı, ne hoş bir yorum yazmışsın,

Çok kardeş olma durumu güzel gerçekten, bir de iyi anlaşmak önemli tabii. Biz, çok çok kavga etsek de iyi anlaşıyoruz sanırım. Her şeyden önemlisi çok yakınız birbirimize, en yakın arkadaşlarıyız birbirimizin. Kavgalar ve tartışmalar, soğukluk ve ciddi mesafelerden daha başa çıkılabilir bana kalırsa. Soğukluğa ve çözülemeyecek sorunlara gücüm yetmiyor benim, kendimi o durumlarda çaresiz görüyorum. Neyse, böyleyken böyle işte. Biz Serap'la (ablam) çok kavga eder, çok tartışırız ama birbirimiz için her şeyi yaparız, özür dilemeyi bilmek ve affetmek de önemli elbette.

Yine uzattım;p Sözlerinin içtenliğine inanıyorum canım, çok sarıldım sana, sevgiler.

A, yazdığın lafı okurken yanımda C. vardı, çok beğendik, güldük. Müthişmiş gerçekten, ilk olmak o kadar beter bir şey ha?;))

zerka dedi ki...

ne tatlı, ne düşüncelisin justine, ben yoruma cevap yazmadığında muhakkak zaman bulamadığını biliyorum, çünkü bu konudaki hassasiyetini görüyorum. bir de burada yazılan yorumları, senin sıcak, samimi, düşünceli cevaplarını okumayı çok seviyorum. bir de ablam olmadığı için arada sırada böyle başkalarının ablalarına sulanıyorum işte size abla diyebilir miyim falan diye:)

aglea’nın söylediği lafı hiç duymamıştım çok komikmiş:) haklı bir yanı var tabii ama ben o kadar da şikayetçi değilim birinci olmaktan, gerçi bizim evde kız olmak bir ayrıcalıktı ondan belki pek hissetmedim ilk olmanın ağırlığını. ama alfred adler (kuramını kişiliklerimizi büyük ölçüde doğum sıramızın belirlediği üzerine kuran adam) de ilk çocukların fazla sorumluluk sahibi ve ruhsal hastalıklara daha yatkın olduğunu söylüyor.

öpüyorum ben de, sevgiler çok.

Tekin Tutku dedi ki...

Merhaba justine,
aramızda kalsın, kimse duymasın; dün gece Cemal Süreya'nın bir şiirini ararken tesadüfen keşfettim bloğunu. Öylesine içime çekti, o kadar etkilendim ki, ilk sayfadan son sayfaya kadar yazılarını parça parça okudum. Detaylı ve zaman ayırarak okunmayı hak ediyorlar kesinlikle. Bazı filmler, kitaplar vardır, yeraltı eserleri denir ya, popülerleşince eski tadını kaybederler. Keşfedince bloğunu sağa sola baktım, acaba çok biliniyor mu diye. Bir an egoistçe bir duyguya kapıldım, kimse okumasın, sadece ben okuyayım diye. Aslında paylaşımcıyım, ama bazen bazı konularda bencil olabiliyorum. Mesela lise yıllarımda bir çizgi roman çizmiştim, şimdiye kadar üç arkadaşımdan başka kimseye göstermedim. Hâlâ gizli bir köşede saklamaya devam ediyorum. E-kitap okuyucusu aldım, çoğu kitabın satışı olmadığı için, "Kinyas ve Kayra"yı bilgisayara aktardım. Yazarın ve editörün yazım hatalarını da en ufak ayrıntısına kadar düzelttim, bu kadar emekten sonra kimseye vermeye de kıyamıyorum. Bazen bu davranışımdan gizli bir utanç da duyuyorum. Niye anlatıyorum bunları? İlk yorumumun kararsızlığı diyelim. Evet, işte bloğun o kadar mükemmel ki, iyi ki sen benim gibi bencil değilsin ve bu yazılarını bizlerle paylaşıyorsun. Kitap okuyan ve yazan kadını takip etmek müthiş keyif verici. :)
Rüzgârdan nem kapana kadar okumaya devam edeceğim.
Selamlar

justine dedi ki...

Zerkacığım, güya ben bloğa yazı girecektim bu akşam, değil mi?;p Ne tembelim ben yahu, tatil havasındayım kaç zamandır.

Şimdi Lily'nin yanındayım, Perşembe gününe kadar da burada kalacağım sanırım. Hâl böyle olunca sabahları imkansız belki ama (Lilişka ile oyunlar oynuyoruz, resim çiziyoruz onun için bilgisayarın başına pek geçmiyorum), akşam Liliş uyuyunca bloğa bakmam zor değil. Fakat olmuyor işte, bir de anlatacak çok şey birikti sanki, bu da demek oluyor ki, "hiçbir şey" var elimizde;)

Böyle saçma sapan konuşuyorum ki, söylediğin güzel sözlerden dolayı yüzümün kızardığı anlaşılmasın;p Sağol Zerka, yazdığın her şey senin inceliğin aynı zamanda.
---------
Hmmm, demek ilk çocuk olmakla ilgili böyle bilimsel bir görüş var, olabilir tabii, Serap'a bir bakmam lazım, ne durumda, nedir ne değildir diye;)

Sevgiler, iyi geceler.

justine dedi ki...

;)
Sevgili Tekin Tutku (isim, nick, bilemedim şimdi), sözleriniz ne hoş, kocaman bir gülümseme yayıldı yüzüme yorumunuzu okuyunca. Şaka değil, iyi geldi valla, bazen boş boş yazıyorum diye düşünürüm, ve böyle yorumlar sayesinde kendime gelirim;p

Tekrar sağolun, sayenizde uzun süren uyuşukluğumdan kurtulacağım -sanırım-(son anda vazgeçmezsem;)) Sadece header'a yeni bir foto koyup kapatacaktım bilgisayarı, yazayım bir şeyler dedim sizi okuyunca. Hadi bakalım, ilk önce kalkıp atıştıracak bir şeyler bulayım, sonra da oturayım bloğun başına. Artık tanrı bilir neler olacak, olur?;p

Çok sevgiler, selamlar.

Adsız dedi ki...

Merhaba Justine ve Justine'in sevgili arkadaşları!
Doğum günümü kutlamış ve ne güzel şeyler yazmışsınız. Çok mutlu oldum okurken. Ne kadar güzelsiniz! Uzun zamandır yollardayım, şehirden şehire gidiyorum ve gittiğim gibi çalışmaya başlıyorum. Yorgunluk kafamı toplamamı, hatta bilgisayarı açmamı bile engelliyor şu aralar. Bu yüzden yazamadım bu soğuk kış günlerinde beni ısıtan yorumlarınızın ardından. Şimdi koluma mentollu bir şey sürdüm, ağrıya iyi gelir demişler, ama yazmak için daha fazla bekleyemedim. Kolum buz tuttu:)) Dilerim David'e öneren aktar haklıdır.
Hey C!
Ben her daim hazırım tatile. Bana deniz, güneş olsun! Şimdi yaptığım işi yapmamın en önemli nedeni kimsenin bana emir verememesi ve neden geç geldin, niye şunu yaptın, giydin diyememesi. Ama senin emir cümleni sevdim:)) Bana şans dile, çünkü iyi yaşamak sadece benim kontrolümde bir şey değil ne yazık ki.
Aglea ilk çocuk olmakla ilgili lafa bayıldım. Aynen katılıyorum:))
Herkese tekrar sevgiler ve selamlar...
Serap