Salı, Ağustos 16, 2011

kırlangıç, kahkaha ve küçük bir cami


Kırlangıç Tekir Kedi'ye gülümserken, parkın sakinleri korka korka çıktılar, saklandıkları yerlerden. Ve çevrelerindeki İlkbahar, tıpkı bir şairin rüyası gibiydi.
kırlangıç ile tekir kedi/j. amado 


Poliş'in evindeyim şimdi. Bugünlerde yoğun çalışıyor, çok yorgun olmasına rağmen, dün gece ikiye kadar oturdu benimle. Ben tabii, sabaha kadar.
Poliş'le o uyumadan önce çok güldük, gözümüzden yaş geldi neredeyse. Basit, öylesine şeylerdi bahsettiklerimiz, ama gülmek ayrı bir mesele, konunun ne olduğuna, derinliğine, kaşına gözüne pek bakmıyor. Beraber gülmek ise apayrı bir mesele.

Uzatmayayım, daha kahvaltı yapacağım; kahkahalarla, tek bir dert bile uğramadan akla, sorunsuz, eş zamanlı, "şiddetli" bir hafiflikle gülebildiği birini bulunca insan, bırakmamalı. Öyle sıkı sarılmalı ki ona, ömrü kahkahayla,  bahar gibi geçsin. Yok, bu yaz kısa sürecek sanki, sürmesin; yaz gibi geçsin!
Yaz, ne güzel. Ağlasan bile kederi çoğaltmıyor, siliveriyor. Yaz sıcağı, katı olanı buharlaştırıyor. Hacim, gereksiz yer kaplamak demek, yer kaplamamalı bir varlık. Rüzgârıyla geçip gitmeli bu dünyadan. 

Keşke, Firuzağa camiinde böyle bir şey dileseydim. Neyse.

Firuz ağa, çok tuhaf bir cami, küçücük, Sultanahmet'in hemen karşısında sürpriz gibi duruyor. Sultanahmet'te sıkılmıştım, ağır, yoğun, berbat koku, kalabalık, insan insan, insan(!), başımı ağrıtmıştı. Firuz ağa beni bekliyormuş demek. Başımı kapatmadım, üstümü örtmedim, hemen kapının bitişiğindeki merdivenlerden üst kata çıktım. Kadınlar namaz kılıyor, dua filan ediyorlardı, köşeye oturdum, caminin mimarisini inceledim. Düşündüm, gözlerimi kapattım, düşünmedim. Çok güzeldi o küçücük cami. Sultanahmet'in büyük kahkahasına gülümseyerek eşlik eder gibi, her sözünü olgunlukla karşılarmış gibi, orada ve belki her yerde bunalanı teselli edermiş gibi yıllardır duruyor yerinde. 

Firuz, mutlu, huzurlu demekmiş, yok tarihe hiç bakmayın, o hep şaka yapar.

Bugün karışık işliyor beynim (her zamanki gibi;p), yazı da karışık olsun o zaman. Böyle işte.
----------------------------
p.s.:
-Ramazan'da İstanbul zor bir şehir. Bence öyle, kasvetli üstelik, ama bahsettiğim camii tüm şehri olgunluğuyla affettiriyor. Onun hatırı büyük, kimse bu şehre küs kalamaz, ben de öyle yaptım, barıştım. 
-Yukarıda alıntısını yaptığım harika kitabı okudum dün gece, yıllar öncesinden hatırlıyorum ben Kırlangıç ile Tekir Kedi'yi, hep güzel, çok güzel. Okumayana, okuyana, bilene, bilmeyene tavsiye olsun, tekrar tekrar okuyun, iyi gelecek, göreceksiniz.

20 yorum:

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Kitabı bir deneyeyim öyleyse. Camileri dolaşmayı pek sevmiyorum ama Şu cami ilgimi çekti. Zaten hemen her şey reklamı oranında muteber değil mi?
İyi tatiller tekrar o halde
sevgiyle...

Işın dedi ki...

Kitabı not ettim, Firuzağa camiini de. Hiç bilmiyordum bu camiiyi. Gidip göreceğim mutlaka. Bir de Sokullu camii vardır, Kadırga'ya doğru. Orası da küçük ve güzeldir. Belki bir bakmak istersiniz.

TheSaint dedi ki...

Justine İstanbul'u keşfediyor :) Değişiklik iyi gelmiş, sıkıntılı, kasvetli, ağır blog yazarı gitmiş yerine Justine gelmiş, iyi ki de gelmiş...

TOLGA dedi ki...

okul başlayınca firuz ağa caminin
fotoğrafını sizin için çekeceğim,
blogumda verince haber veririm.

kırlangıç ile tekir kedi'yi okumaya çalışacağım ama tam söz veremem,öncelikli bekleyenler var:)

sevgiyle.
tolga

endiseliperi dedi ki...

justencim,
döşeğimde ölürken'den sonra, kırlangıç ve tekir kedi'den bahsettin ya, benim en sevdiğim kitap listemi takip ediyormuşsun gibi heyecanlandım. bayıldığım, herkese hediye ettiğim, hangi kitabı yazmış olmayı isterdin, diye sorduklarında adını söylediğim kitabı okumuşsun. ne diyeyim, aynı yerlerde dolaşıyoruz.

sevgiler.

justine dedi ki...

Vuslat, özellikle camileri dolaşmayı mı sevmiyorsun, yoksa genel olarak tarihi eserler mi ilgini çekmiyor? Umarım ikinci seçenek doğrudur, diğeri tuhaf geliyor bana.
Vuslatcığım, ben inanırım ama dinlerle işim yoktur, hiçbir dine inançla bağlanmadım. Okurum, incelerim, anlamaya çalışırım o kadar. Camiler, kiliseler, tapınaklar muhteşem yapılardır bana göre, önyargısız gezmeyi, bakmayı denesen keşke, ne güzel olur.
Sevgiler.

justine dedi ki...

Işın, hoşgeldiniz.
Sokullu Camii'yi biraz inceledim netten. Çok teşekkürler tavsiye için, şimdiden merak ettim yapıyı, oldukça farklı mimarisi varmış. Gitmeye çalışacağım. Keşke daha önceden haberim olsaydı, dolaştığım yerlerdeymiş (sanırım).
Tekrar sağolun, sevgiler.

justine dedi ki...

TheSaint, ben de senin burada olmanı seviyorum, iyi ki uğruyor, sesleniyorsun.
Sevgiler.

justine dedi ki...

A, Tolga ne hoş olur öyle bir şey yapsan. Senin objektifinden camiinin fotoğraflarını görmek isterim. Kitap ise bir gecede okunup bitirilebilir. Sana kalmış tabii okuyacağın kitapların sıralaması, sadece harika bir öykü diyebilirim o kadar;)
Sevgiler.

justine dedi ki...

:)
Peri, senin Kırlangıç ve Tekir Kedi'yi çok sevdiğini biliyorum. Hatta C. ile beraberdik kitapçıda, kitabı elime alınca Peri çok seviyordu -sanırım- bu kitabı, dedim. Tekrar okumalardan biri oldu ve çok güzeldi.
Döşeğimde Ölürken ise hoş bir tesadüf, C.'nin hediye ettiği onlarca kitabın içindeydi ve okumak istedim. Onu sevdiğini hatırlayamadım, eğer daha önce bir şeyler yazdıysan kitapla ilgili okumak isterim, ben çok severim tanıdığım insanların okuduğum kitapla ilgili görüşlerini öğrenmeyi. Benim aklımda daha çok İdefix alıntısıyla kalmış, kabus gibiydi! Poliş bile kitabı görünce, "eğimli yaptım" buydu değil mi dedi;)

Neyse, böyle işte. Liliş yorumlara cevap yazarken bile rahat bırakmıyor beni. Sırtıma tırmanıyor, elimi tutuyor, hep oyun derdinde. Aslında onun sesini duymanı isterdim, ama rahat konuşamayız diye düşündüm. Yalnız kalayım, arayacağım seni. Şimdilik hoşçakal.

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Tarihi çok severim, yapılar ise özellikle ilgi alanımdır. Bu anlamı ile güncel yahut tarihi bir yapıyı izlemeyi, onun hakkında notlar almayı, her ayrıntısını amacı ile beraber sorgulamayı da severim. Ama kiliseler, camiler vb. gerçekten güzel bir yapı olmadıkları sürece bende ilgi uyandırmazlar. Açıkça onlarda büyük bir iki yüzlülük de görürüm. Tanrının büyük gölgesini resmetme çabası ile yoğrulmuşlardır. Tanrıya yaraşır bir etkileyicilik ile imana artı eklemeyi hedeflerler... Hoşuma gitmez.
Evet önyargıları çok güçlü bir insanımdır. Gerçek bir zaaftır bu ve bir gün çok ciddi bir düşüş yaşayacaksam kesinlikle en büyük sebebi de bu olacaktır. Ama bir şey söyleyeyim mi; ben ön yargılarımı seviyorum galiba. Alkolik savunması gibi oldu değil mi? :)
İyi eğlenceler tekrar

oykudefteri dedi ki...

Camiler, İstanbul, kitaplar, bilinçakışı.. hep sevdiğim şeyler varmış burda:) bu arada bilinçakışlı başlık olmuş bence ya, akışına bırak gitsin:)

Kırlangıç ile tekir kedi’yi not ettim, en yakın zamanda okunsun listesine.

Bana da tam tersine ramazan’da İstanbul canlanıyor, hareketleniyor (gerçi ne zaman hareketsizdi ki?:)) gibi gelir hep. Hem sen İstanbul’a küssen de o, ne yapar eder, bazen bir camiyle, bazen bir yokuşla, bir sokakla, bir şarkıyla, bazen de türlü şımarıklıklarla kendini affettirir:) İyi ki gelmişsin İstanbul’a, hoş gelmişsin:)

justine dedi ki...

Eee, Vuslatcığım ikiyüzlülük kısmı nerede bu işin?;) Anlattığın şeyden birazcık pragmatik bir koku aldım ama başka bir kötülük göremedim. Çok yakınlarda gezip gördüğüm için Kariye'den bahsedeyim; duvarlarındaki İsa ve Meryem betimleri, onların ve havarilerin hikâyeleri öyle etkileyici resmedilmiş ki, hiçbir ön yargı bu güzelliği görmesine engel olmamalı insanın.
--------------
Çok çok uzun bir ara verdim, unuttum gitti yazacağım şeyi;) Poliş geldi (çok çalışıyor çok!) onunla laflamaya başladık. Sonra unutmazsak konuşuruz.
--------------
Bugün güzel bir gündü benim için, Taksim'deydim C.ile ve cıvıl cıvıldı İstiklâl (şaşırtıcı!;p) ne bileyim, eğlendim sanırım;) Eğlence dilemişsin ya, bak dileklerin kabul oluyor bir yerler tarafından, ne dersin mantıklı değil mi?;p
Sarıldım.

justine dedi ki...

Öyküdefteri, biliyor musun ismini çok merak ettim ben senin, valla;) Ne bileyim, ismini ve burcunu bilsem hoş olurdu sanki. Aslında kendimce bir şeyler yakıştırıyorum ya, uyduruyorum tabii.
A, çok geç olmuş, ben dişlerimi fırçalayıp yatayım artık. İstanbul yoruyor insanı;p
Öptüm.

oykudefteri dedi ki...

burcum pek sevilmeyen bir burç olan ikizler:)
aslında ben de senin yakıştırdığın isimleri merak ettim çünkü isim yakıştırmadaki ününü biliyorum:)
iyi geceler

justine dedi ki...

Günaydın öyküdefteri,
n'aber? Çok keyifli uyandım bugün, hava harika. Ada cıvıl cıvıl, yaz burada hâlâ, gitmemiş hiçbir yere. Ve bu çok iyi bir haber;)
Çiçekli bir isim yakıştırıyordum ki sana öğrendim gerçeği. Çok hoş, çok farklıymış.

Sevgiler.

TOLGA dedi ki...

tamam bütün sanatımı konuşturacağım:)

Adsız dedi ki...

Yazı yazmanı beklemek gerçekten çok sıkıcı, çok alışmışız...

justine dedi ki...

Bakın, yukarıda ne var, Adsız;p

Adsız dedi ki...

hello sarikent.blogspot.com owner found your website via yahoo but it was hard to find and I see you could have more visitors because there are not so many comments yet. I have found site which offer to dramatically increase traffic to your blog http://xrumerservice.org they claim they managed to get close to 1000 visitors/day using their services you could also get lot more targeted traffic from search engines as you have now. I used their services and got significantly more visitors to my blog. Hope this helps :) They offer backlinks checker optimizing seo backlinks high quality backlinks Take care. Jay