Çarşamba, Ocak 04, 2012

şifa niyetine; tavuk suyuna çorba

"...
Soslarda olduğu gibi çorbalarda da, esin perisine ve yemek pişirme içgüdüsüne özgürlük tanınabilir. Talimatlarla sınırlı kalmak gerekmez; bu durumda da, verilen tarifler ancak bir çıkış noktası, esinlenmeye açılan bir penceredir. Kusursuz bir çorba yapma konusunda az bulunur bir yetenek sahibi -neredeyse dâhi denir bunlara- kişinin yaptığı çorbalar hiçbir zaman tıpatıp birbirinin aynı olmaz. Benzerlikler olsa da her bir yaratı tektir. Bu durumda çorba tarifi, müzisyenin partisyonu gibidir: Her kişi, kendi ruh durumuna ve becerisine göre yorumlar onu. Tencerenin kapağını açıp da kepçeyi o sıvının içine daldırınca, kesin olan tek şey olmalı: Her seferinde yepyeni bir şeyin tadına bakılacaktır.
..."
                                                     i. Allende/Afrodit-Afrodizyak Yazılar Afrodizyak Yemekler



Hastalığa en iyi ne gelir dersiniz? Evet, çorba; özellikle tavuk suyuna çorba. Dün, sağolsun Alkım hatırlattı bana, bu akşam yaptım ben de. Grip nefes aldırmıyor, burnum tıkalı ve gözlerim yanıyor. Kahvaltıdan sonra bir bölüm Mentalist (sıktı biliyorum ama benim durumlar böyle, ne yapayım?;)) izleyip dışarıya çıktım, tek bir amacım vardı; pek methedilen bir ilaca kavuşmak, A-ferin Sinüs. Sağlıkçıyım güya ama bilmem o işleri. Herkes aynı ilacın adını verince, vardır bunun bir numarası dedim, hemen aldım. İlaçkoliğim ben zaten, söylemiştim. Çok çok inanırım ilaçların iyileştirici gücüne, ilginçtir hekimlere güvenmem ilaçlara güvenirim. İşte, böyle komik, saçma işler. Biraz önce içtim ilacı, koltuğa uzanıp film ya da başka bir şey (anladınız! bitiyor, az kaldı;p) seyredeceğim. Yaptığım çorba inanılmaz lezzetli, harika bir şey oldu, tarifini sizlerle de paylaşayım, öyle döneyim işime. (Yemek bloğu olsaydı burası ne dert olurdu ne de tasa, bazı bazı düşünmüyor değilim;p)

Allende'nin dediği gibi her elin yemek yapışı farklıdır, hâliyle lezzeti de. Ben ince hesaplarla, milim milim verilen tarifleri sevmem zaten. Canım ne istiyorsa yaparım mutfakta, karışık, komik, saçma sapan döner dururum yemek yaparken (bkz ;)). Bu akşam da öyle oldu. Neyse, hemen tarife geçeyim; Bir parça tavuk göğsünü (kafanıza göre olsun ölçüsü) haşlayıp, suyunu ayırdım ve tavuğu küçük parçalara böldüm. İki çorba kaşığı (ya da biraz) tereyağını kızdırıp, bir- bir buçuk yemek kaşığı unla karıştırdım. Unun kokusu gidince tavuk suyunu süzerek tencereye koydum, dört yemek kaşığı yoğurt ve bir yumurtanın sarısını karıştırıp yaptığım terbiyeye, bu sudan biraz katıp, yavaş yavaş çorbaya terbiyeyi ekledim. Sonra iki diş dövülmüş sarmısağı ekledim ve tam anlamıyla pürüzsüz bir içimi olsun diye blender'dan geçirdim. (Az kaldı kurtuluyorsunuz;)) Sonra da küçük parçalara ayırdığım tavuk etini ilave ettim çorbaya. Bitti işte. Ben birazcık yağ kızdırıp, pul biber ve nane karışımından sos yaptım üzerine, isteğe kalmış tabii bu. 

Hasta, özellikle grip olanlara tavsiyem olsun, tavuk suyu çorba çok çok iyi geliyor güçsüz vücuda. Tarifim karışık geldiyse nette binlerce tarif var, bana kalırsa hiç üşenmeyin kalkıp yapın birini. Hastayken kişinin kendisine vereceği en güzel hediye çorbaymış, bugün bunu anladım ben.


Böyle sakin müzikler (yukarıya eklediğim)  dinleyip, yine sakin, hastalığın gidişatıyla uyumlu, kalın hırkalı, iç çekişi bol, yağmurlu, sessiz filmler izliyorum bu günlerde. Geçen gün Jane Eyre'in son uyarlamasını seyrettim. Çok sevdim ben. Eğer sıkı bir uyarlama izlemek istiyorsanız aklınızda olsun bu film, online film izleme sitelerinden de izlenebilir sanıyorum. Yeni bir film çünkü ve romanın seveni çok. 

Ne diyelim; hastalıklardan uzak, iyi seyirler olsun.
--------------
p.s.: Çorbanın yoğun tavuk suyu kokmasını istemiyorsanız, siz de benim yaptığım gibi yapın; çorbaya iki bardak tavuğu haşladığınız sudan katarken, üç bardak kadar da normal su (kaynar su tabii) ekleyin. İnanın böyle daha hafif ve güzel oluyor.

38 yorum:

TheSaint dedi ki...

Tekrar geçmiş olsun Justine. Aslında benim de aklıma gelmişti Justine sağlıkçı ama neden gribi bu kadar çekiyor diye...her zaman terzilerin kendi söküklerini de dikebileceğine inancım sonsuz...sadece başkalarının söküklerinden kendilerine zaman bulamıyorlar(sıkı aforizma oldu kimse araklamasın :)
Ben hastalanacağımı hissettiğim zaman threaflu+c vitamini sandoz kombinasyonu üstüne uyurum ve çabuk iyileşirim...tekrar geçmiş olsun...

ps: çorbada sihirli bir mucizedir o ayrı tabi...

zerka dedi ki...

çok sevdiğim ve çok yaptığım bir çorba. canım çekti şimdi:) şöyle bişey olsa artık, bloglarda yemek de pişirilip gelene geçene dağıtılabilinse, evet açım ve saçmalıyorum:)
çok geçmiş olsun justine, çorbadan sonra daha iyisindir eminim:)
sevgiler.

mavinin kanatları dedi ki...

merhaba justina,

geçmiş olsun.grip olmuşsun, bir haftalık istirahatla geçer.çorba çok güzel görünüyor.her ne kadar içemesekte umarım iyileştirir seni.bir de üç yorum yazmak istememiştim yanlışlıkla oldu.şiire gelince o bir tutku edebiyat daha doğrusu.içimde kanayan bir yara misali.yine bir kitap koymuşsun ya ben okumadım ki onları,diyorum ya hızına yetişemiyorum.şaka gibi ama sen kitap gönderisi yaptıkça gidip alıyorum.justina adlı roman var elimde senle aynı ismi taşıyor çok ilginç.o justina olamazsın yo olabilirsinde neden bunu düşünüyorum ki.....iyi geceler tekrardan geçmiş olsun!

Clea dedi ki...

canımmmm, tez zamanda iyileşeceksin buradan enerji gönderiyorum sana, biliyorsun ki clea pozitif enerjiyle dopdoludur:p şaka bir yana bence hasta olmamanın ilk kuralı hasta olduğunu kabul etmemektir! bu şekilde bir çok hastalığı geçirmişliğim vardır bak, hatırla:)çok sarıldım sana çok. ha bu arada justina da neyin nesi? destina gibi bir şey olmalı belki de:p

justine dedi ki...

I ıh, her zaman terzi kendi söküğünü dikemiyor, sevgili TheSaint;)

Çorbayı herkese tavsiye ederim, gerçek ve lezzetli bir mucize kendileri. Biraz önce sıcacık bir kase çorba daha içtim, yarın sapasağlam kalkacağım sanırım;p
Sevgiler çok.

justine dedi ki...

Zerkacığım, daha iyiyim evet, çok sağol. Burnum hâlâ akıyor tabii, bakalım ne zamana kadar inat edecek?;p
Canım, üzüldüm bak şimdi, ben burada çorba tarifi veriyorum, sen aç karnına, okuyorsun. Keşke dediğin olsaydı ve çorbamın tadına bakabilseydin, çok mutlu olurdum inan.

Hastalığımı bulaştırırım diye korkarak sarılıyorum sana, iyi geceler;)

TheSaint dedi ki...

Tekra düşündüm Justine, haklısın dikemeyebilir...

ps: bu arada çorbada ki "da" ayrı olacaktı bir önceki yorumda (TDK is online :)

justine dedi ki...

Sevgili mavinin kanatları, karar ver lütfen o Justina olabilir miyim, yoksa olamaz mıyım, bak gece gece aklıma takılır sonra;p Bir de Justina, değil Justine sanırım okuduğun kitap. Şimdi burada da bir problem var; iki tane Justine isimli kitap var (benim bildiğim), biri ünlü İskenderiye Dörtlüsü'nün ilk kitabı Justine, diğeri ise Sade'ın yine pek meşhur "Justine ya da Erdemin Felaketleri" kitabı. Ben hangi Justine'e benziyorum acaba? Hay allah, takılırım şimdi buna;))

Geçmiş olsun dileği için teşekkürler, iyi geceler.

p.s.: Yine aynı yorumdan iki tane gelmiş mesaj kutusuna, birini sildim, bilginize.

justine dedi ki...

Polişkacığım şekerim, hasta olduğunu kabul etmemek ne demek, yanaklarım al al (hayır, bu sefer sağlık belirtisi değil;)), burnum akıyor, gözlerim hep yaşlı, koltukta uzanıp duruyorum, sağlıklı mıyım ben şimdi, söyle bana?;)) Naz, kapris filan yapmıyorum ama, bunu söylemek istediysen. (yapacak kimse yok tabii, hah ha;p)
Çok sarıldım, çok öptüm, canım benim.

p.s.: Bir daha grip aşısı vurulan ne olsun? Asla ve kat'a!;)

justine dedi ki...

Sevgili azizim benim (thesaint gecenin bu saatinde sadece film adı hissi veriyor bana, idare ediver lütfen;p), o "meşum" 'da' ekini fark etmiş, ama görmezden gelmiştim. Bizim kızlar ailenin redaktörü diye dalga geçiyorlar benimle, ben de biraz rahat olmaya çalışıp umursamıyorum küçük hataları;)

Hep söylerim, gülerim kendime; en bi la la la redaktörüm ben;p

İyi geceler sana.

Zedka dedi ki...

Günaydın demeliyim değil mi? (:

Justine, geçmiş olsun. Ben ne ilaçlardan ne doktorlardan haz etmiyorum, itici geliyorlar. Düşüncesi bile ... (:

Tavuk suyuna çorbayı o yoğun kokusundan dolayı hiç sevmiyorum. Aslında yılın her günü her anı çorba içebilirim, severim çorba içmeyi ama işte.

Çabuk iyileş çabuk çabuk, Mentalist'le bitmez hayat :)

neo dedi ki...

ah justine,

ben de fena halde grip oldum. dediğin gibi burun tıkanıklığı, kırıklık, gözlerin sulanması... daha yeni iyileşiyorum. benimki yayla çorbasıydı :) hastaya çorba, iksir etkisi yapıyor kesinlikle.

geçmiş olsun sana da. öptüm.

justine dedi ki...

Günaydın Zedkacığım, sen bu yazıyı yolladığında ben neredeyse yeni yatmışım, eh böylelikle şimdi günaydın oldu bana;)
Sabaha karşı yatıyorum hep, öğlen kalkıyorum, altı-yedi saat uyku yetiyor sanırım, fazlası iyi gelmiyor.

Tavuk suyu çorbanın yoğun tavuk kokmaması için yazının sonuna eklediğim not önemli canım. Ben de sevmem tavuk kokusunu, hiç sevmem. Onun için tavuğu haşlayıp, suyunu ikiye bir ölçüsünde ekliyorum çorbaya. Dört bardak koyacaksam iki bardağı tavuk suyu oluyor sadece. (doğru yaptım mı hesabı acaba?;p) Aklında olsun bu bilgi, inan sonucu çok etkiliyor.

Bana kalsa, mentalist, film, kitap vb. şeylerle fıstık gibi geçer hayat, ama ah işte, bana kalmıyor;)

Çok sevgiler.

justine dedi ki...

Canım Neocuğum, hemen iyileşirsin umarım. Çok çok geçmiş olsun.

(Ben de yılbaşı partisi yapıp çok eğlendi ve kendini toplayıp gelemiyor buralara diyordum;p)

Haklısın, hastaya tüm çorbalar candır;) Sarıldım, çok sevgiler.

Atze dedi ki...

Sevgili Justine,

Limon da sıkınc, bünye sıkıyorsa iyileşmesin. Daha güzel ilaçmı var. Çok geçmiş olsun.

http://www.medikalvizyon.com/upload/resimler/haber/limon-drug.jpg

justine dedi ki...

Hmmm, komikmiş;)

Teşekkür ederim Atzeciğim, geçiyor yavaş yavaş. Akşam yemeği için İzmir köfte yapmaya kalkışmam da geçtiğinin işareti sanırım, yoruldum ama değdi:) Çay içiyorum şimdi, nasıl uyku bastırdı anlatamam. Bu saatte uyumak tuhaf geliyor, silkinip kendime geleyim biraz ben.
Öpüyorum seni, sevgiler.

alkım dedi ki...

Ah, iyi ki hatırlatmışım! Aferin bana:) Bana hep iyi gelmiştir bu çorba. Ben kimi zaman senin gibi terbiyeli yapıyorum. Bazen de havuç, domates, şehriye ve maydonozla. Limonu, karabiberini de ekliyorum. (Karabiber çok önemli:) Of, o da çok güzel oluyor.
Bu arada bu Letin Amerikalı yazarlar nasıl da güzel yemek anlatırlar. Bir zamanlar canım sürekli kızarmış muz, kırmızı fasülye püresi filan isteyip dururdu bu yazarları okurken.
Tekrar geçmiş olsun Justine. Sıkı giyin, sen de benim gibi çok çay içiyorsun sanırım, o yüzden meyvesiz kalma:)

justine dedi ki...

Hah ha, aynı anda birbirimize yorum yazıyormuşuz, komik bu;)
Canım, gerçekten iyi ki hatırlatmışsın çorba işini, sabah kahvaltı yapmadım ve onu içtim. Öyle iyi geldi ki hastalığıma, ayrıca ilk defa bir yemek hiç artmadı ve atılmadı çöpe. Limonu ve karabiberi içerken ekliyorum ben. Öyle daha sağlıklıymış güya. (Amaaan kim takar bu sağlık dedikodularını, içilsin de kim nasıl içerse içsin bana kalırsa;))

Evet, dediğin gibi zorla meyve yemeye çalışıyorum Alkımcığım, mandalinayı ve elmayı çok severim aslında, ama yanımda duruyorlar öyle. Yemek için eyleme geçemiyorum bir türlü;p

Isabel Allende'nin bahsettiğim kitabı çok keyifli, herkese okumalarını tavsiye ederim ben. Hem yemek tarifleri var içinde hem de dediğin gibi müthiş iştahlı ve edebî anlatıyorlar yemekleri. Ben onun Ruhlar Evi'ni de okumuş, çok beğenmiştim ama, çok oldu şimdi. Çalışmaya başladığım ilk zamanlarda okumuştum, unuttum gitti.

Neyse, bir hap daha alayım ben, yine hafif ateşim var.

Çok sevgiler, iyi geceler.

mavinin kanatları dedi ki...

merhaba justine,

bu kez doğru yazdım .evet romanın adı iskenderiye 5'li sinin(!)ilk kitabı justine.sade yi yakmalı mı?adlı bir kitap elime geçmişti. o dönem fransa da çok meşhurmuş.hapisane de geçirmiş zamanının çoğunu(!)el yazmalarını hapisane duvarlarında saklarmış.neyse sadede geliyim gecenin bu saatlerinde iyi olmanı bilmek doğrusu sevindirdi beni.ayrıca sayfama göz atarsan sevinirim ben daha yeniyim bu işlerde.iyi geceler sevgiler...

justine dedi ki...

İskenderiye Beşlisi?
Hmmm, espriyi anlayamadım mavinin kanatları, kusura bakma. Avignon Beşlisi'ni iyi biliyorum ama... Neyse.

Sayfana baktım bu arada, kolay gelsin. Blog dünyasında başarılar diliyorum ayrıca;)

Sevgiler.

mavinin kanatları dedi ki...

sevgili justine,

kararını ver demiştin,verdim o justine sen değilsin.roman karekterini seçmen bence ismine olan hayranlığın sadece.yine de justine sana bir şey söyliyim.ben o romanı okumaya başladıktan sonra sayfalarca yazdım.romanda ki justine ye.ona bir şey olacak diye ödüp koptu zaman zaman.ne de olsa hayali bir kişilikti.sonra baktım ki kanlı canlı bir justine daha var.işte o sensin.romanda ki justine den daha da hoş.yazılarına bayılıyorum.yazdıklarını kitaplaştırsan tutar bence .öyle içten ve samimi buluyorum ki.romanda ki justine de neymiş efendim!selamlar.hemen iyi ol,iyileş emi.belki daha resmi yazmam gerekirdi.ama o zaman düşüncelerimi yansıtamazdım.sevgiler

justine dedi ki...

Yok, mavininkanatları, isme ya da karaktere hayranlığımdan almadım Justine nickini. Daha önce defalarca anlattığım için şimdi tekrar söylemeyeyim, ama hayranlık değildi o bilinsin isterim. Sevdiğim bir kitaptır Justine, Durrell'in dilini de severim, bir nick almak da lüzum ediyordu sanki, böylelikle Justine oldum gitti. Aslında kendi ismimi de kullanabilirdim, fakat mahlas kullanımı bloglarda çok yaygın ve benim de hoşuma gidiyor. (bunun aksine, başkasının resmini, fotoğrafını filan kullanmayı sevmem kendimi tanıtırken)

Çok uzattım yine. Güzel sözlerin için teşekkürler. A, bir de bana kalırsa o kadar kolay harcama Durrell'in Justine'ini, büyük yanlış yaparsın:)

Sevgiler.

p.s.: Ekşi'de de İvan Karamazov'dur mesela nickim, erkek değilim oysa, ne alaka değil mi?;p

mavinin kanatları dedi ki...

sevgili justine,

mektup başlığı gibi.gecenin saltanı hüküm sürüyor burda.karanlık sokaklarda kara kediler(bakışsız bir kedi kara)şair söylencesi.jane eyre yıllar yıllar öncesi sanki filmini izlemiştim ama aklımda kalmamış.zamanla her şey unutuluyor desem yeridir.ne diyecektim nerden nerelere savruluyor insan justine.rüzgar olsaymışız daha mı iyi olacakmışız ne.senin çorbanın yerini tutmaz ama hazır çorba yapıyım kendime de şöyle bir içim ısınsın.çeviriden mi kaynaklı anlamadım ama justine romanı zaman zaman bayıyor beni.içimde bir sıkıntı sıkıntı parçalayasım geliyor kitabı.ben sanırım son üçlemesini okuyamıycam.sanki büyük dert okunacak onca kitap varken.bir de 5 li bir kitaptan söz etmişsin ona hiç mi hiç başlamıycam.elimde badelaire ...bakalım ''paris sıkıntısı'' beni cezbedecek mi?iyileştin mi bu arada merak ettim''.ya sana her gün yazmak geliyor içimden deli miyim neyim?neyse iyi geceler.

justine dedi ki...

Çok güldüm, allah seni inandırsın mavinin kanatları, sesli güldüm;))
Demek içine sıkıntılar veriyor ve bayıyor Justine? Eee, hayrandın hani, çok seviyordun. Neyse tamam, olur öyle, iyi yapmışsın diğerlerini okumama kararını vermekle.

Hmmm, şaka mı yapıyorsun yoksa? Hani bir laf vardır ya, şakaysa hiç komik değil diye;p Hey allahım, hâlâ gülüyorum. Hastalığımı sormuşsun, başım çooook ağrıyor ve gülmemem gerektiği hâlde güldüğüm için şimdi daha da fena oldu.

Teşekkürler, sana da iyi geceler olsun;)

Clea dedi ki...

bu noktada dahil olmam gerekiyor; nacizane fikrim fazlasıyla planlı ve düşünülmüş.belki zaytung'dan yardım alabilir. neyse, canım burada bir rüzgar var ki görmelisin. sanırım Kadıköy'den buraya rüzgar bizi takip ediyor. uğultulu tepeler aklıma geliyor, offffffff ne filmdi, fena fena:)

justine dedi ki...

Seni seviyorum ben;) Az sonra benim bölümüm bitiyor Poliş, başımın ağrısı da bir geçse...
Çok çok, sımsıkı sarıldım, rüzgârlı kardeşim benim;)

mavinin kanatları dedi ki...

sevgili justine,

şaka değil gerçekten bayıyor.hayranlığa gelince romanda ki justine beni kamçılayan biriydi.ruhumu kamçılıyordu yazmaya iten bir periydi.ama okudukça justine yi daha iyi tanımaya başladım.kendi değer yargılarından başka değer yargısı tanımıyor,alayınıza der gibi.bazen utanıyorum ya.erotik kurgulamalar bir de çeviri o kadar kuru bir dille yapılmış ki yapay sevişmeler gibi.yani anlayacağın beklentilerimi boşa çıkardı.nessim var bir de o ne öyle?ya insan hiç kıskanmaz mı?sonunda ne olacak dur bakiyim(anlatma lütfen)tabi bunlar hep birer kurgudan ibaret durrell yaktın beni,günlerce uykusuz bıraktın değer miydi ha değer miydi.yaz babam yaz dörtlü yaz beşli yaz nasıl olsa bi okuyan bulunur.yok öyle yağma!bir de o ressam var kulağını kesen adını sen söyle.Saint-Remy de yatan var ya o ne azizim ya.Hastaysan yat yatağında ha bire para isteyim duruyor kardeşinden.cevap teşekkür ederim theo ,teşekkür ederim theo.ne yapmış o parayla bol bol tuval fırça,bez almış.bir de üstüne üstlük izlenimci olmuş.hiç bir yeri beğenmeyen biri.nasıl bir adammış yahu.allah kardeşine sabır vermiş de önemsemiş.gerçi daha sonra çok kişi önemsemiş adamı. bir de dahiymiş ...neyse fazla da cılkını çıkarmayayım.severim van gogh u.evimde her türlü tablosu bulunur.ha ha ha nerde o kadar para.mürekkebim kurudu neyse sabaha karşı ancak bu kadar sonra yine yazarım.uzak kentlerden bir ses böler uyku mu nerdesin! iyi geceler...sevgiler

justine dedi ki...

Peki.

mavinin kanatları dedi ki...

justine merhaba,

peki derken.şimdi yazdıklarımdan ne anlam çıkardın bilemiyorum ama bir şeyi özümserken bu dille anlatmayı seviyorum.yani kitabı önemsemediğim anlamına gelmez sadece kendimce kurgunun tadını çıkarmaya çalışıyorum.kötü bir niyetle yazılmış şeyler değil.yazar istediği karekteri istediği kılığa sokabilir.kendi düşüncelerini okuyucuya istediği şekilde verebilir,kitapların dilinden anlayan sana bunları açmaktı niyetim.romanı okumuş olduğun için paylaşmak istedim.iyi akşamlar.bilgilerinden yararlanmak isterim.sevgiler. sağlıcakla kal.

justine dedi ki...

Yok, kötü niyetle bir şey yazdığını düşünmedim, mavinin kanatları. Peki, Doktor Jivago'nun çok sevdiğim peki'si. Bir şey ifade etmiyor, bildiğin peki işte. Sözlükte ne anlama geliyorsa o.
Sevgi ve saygılar.

Buket dedi ki...

justine hasta olduğunu yeni okuyorum, çok çok geçmiş olsun. zaten geçmeye de başlamıştır. pelinde 2 gündür okula gitmedi, hasta..bugün dr a gittik. boğaz iltihabı. dr iğne veriyorken avaz avaz ağlaması sonucu antbytke döndük. ama durumu iyi. işte bizde durum böyle :))

justine dedi ki...

Buketciğim, elbette Pelin'i gösterdiğiniz hekim daha iyi bilecektir ama iğne gerekliyse keşke öyle kalsaydı. Lily de çok korkuyor iğneden ama konuşunca sabrediyor, geçen on tane iğne yedi ve ancak iyileşti. Sen Pelin'i devamlı kontrol et tamam mı, belirtiler tekrarlarsa hastalık ilerlemeden iğneye başlayın. Neyse, zaten durumu daha iyi demişsin, umarım hemen iyileşir.
Teşekkürler canım, size de çok geçmiş olsun.

mavinin kanatları dedi ki...

sevgili justine,
nasıl oldun.umarım daha iyisindir.tavuk suyu çorbasını denedim ama başaramadım.sanırım biri bana yemek yapmayı öğretmeli,neyse de dr jvago niçin peki, demiş olabilir?aklıma takıldı gece gece(zaten bir ses bölüyordu uyku mu?)uyuyamadım.yine sabahladım.sana kitap önerebilir miyim.özgürlüğe kurşun-başın öne eğilmesin-hava kurşun gibi ağır Hıfzı Topuz'un romanları bir gece de okunacak türden romanlarını seveceğini düşünüyorum.Justine baudelaire, 'paris sıkıntısı' nı çıkarmadan önce o dönem bir ilki denemiş (185o ler de) şimdilerde bu türden yazan kişi sayısı çok.şiirsel metinlerden oluşuyor kısa kısa düz metimler .şairimiz o dönem tutulmamış ama daha sonra şiir de sembolizm denen o giz dünyasına... meraklılarının gözdesi oluvermiş,imge içinde kıvranmalar ezgili söylemler ruhun o bilinmeyen yönlerine,devinimlerine...tereciye tere satmak gibi oldu ama idare ediver cahilliği mi bağışla,lütfen. Ayrıca justine romanı heyecan vermeye başladı diyebirim .baltazar bi tuhaf kabala mabala bir şeyden bahsediyor ya olsun zaten o da bir kurgu değil mi?baltazar ı almıycam ama.neyse uzadıkça uzadı yine yazarım sonra sevgi ve saygılar.

justine dedi ki...

Sağolasın mavininkanatları, daha iyiyim ben. Hoşçakal.

mavinin kanatları dedi ki...

sevgili justine,

dr jvago adlı kitabı da yazaraktan okuma listemi genişletmiş bulunuyorsun,harikasın.blogunu takip etmeye başladıktan sonraki bu 4.kitap olacak.justine yi sevdim.durrell i hafife alma demiştin,haklıymışsın.sonlara doğru roman sürükledi beni.iskenderiye li justine sen çok yaşa!bilgi dağarcığımı geliştirdiğin için teşekkür ederim.iyi geceler.

justine dedi ki...

Aklıma ne geldi bak; "Ulu Sezar, sen çok yaşa!, diye başlayıp, "Öyleyse yıkıl Sezar!" diye biten Shakespeare metni. Julius Caesar müthiş bir oyundur bana göre, çok severim. Sen bana birden çok yaşa deyince, taaa oralara gittim;))

Yaşarım valla, neden olmasın;p Hah ha, şaka yapıyorum mavininkanatları, keyfim yerinde şimdi;)

İyi geceler sana da.

mavinin kanatları dedi ki...

sevgili justine,

yaşa tabi,kendi kendine tutunan yağmurlar kadar yaşa .sevindim keyifli olmana. ..... mallerme ya da rimbaut alacaktım ama son anda bir ses duydum kitapçıdayken. justine sanki benimle konuşuyor gibiydin .dr jvago yu al dedin.edebiyat yaşamıma bir renk,bir nefes oldun. sonra, 'mor menekşe çağı' şiir kitabı için nasıl bir başlık olur sence?buna dair yazdıklarımı blogumda sergiliycem.okursan sevinirim ayrıca yorumlarını da bekliyorum,lütfen! düşüncelerin çok önemli benim için.sevgiyle kal.

justine dedi ki...

Şiir eleştirisi yapmıyorum mavininkanatları, kusura bakma. Esasen kitap eleştirisi de yapmıyorum, sadece istediğim kitaplar hakkında yazıyorum o kadar.
Hoşçakal.