Pazar, Ekim 14, 2012

makarna terapisi

(bugün evimden görünen manzara buydu; güzel, soğuk ve durgun)

justine's Playlist 00 by justine on Grooveshark 

Hey, merhaba herkese.

Yıllar geçmiş gibi son yazının üzerinden, o akşam masada oturmuş, kafamdaki milyon tane düşünceyi hâle yola sokmaya çalışıyor ve itiraf etmeliyim, biraz da korkuyordum. Geçti bitti işte, emin olamadığım, endişelendiğim şeyler hâlâ var, ama olsun kararlı olmak her zaman iyidir. Daha iyiyim, yavaş yavaş normale dönüyorum, rutine. Ağrılar azalıyor, hareketlerim görece daha hızlı. Bu sabah ikinci kontrole gittim, moralim fena değil. Poliş geldi Çarşamba günü, keyfim de onunla beraber yerine geldi. O gelmeden, sanırım bir yerlere saklayıp, sıkıştırdığım sinirim patlama noktasındaydı. Sevgilimle en ufak, en basit bir konuyla ilgili konuşurken bile can sıkıcı tartışmalar yapıyordum. Hatta saçmalayıp ağladığım oldu. Ağladıkça ağrılarım arttı ve sancılar sıklaştı. Neyse, geçti hepsi. Moral önemli derler, büyük geyik gibi gelir bana, fakat öyle sanırım, moralim artık daha iyi. Zelda, böyle dönemlerde daha hassas olunduğu ve kendimi üzmemem gerektiği konusunda beni uyarmıştı, çok haklı, hiç olmadığım kadar incelmişim, şimdi düşününce şaşıyorum kendime. Her şey acıtıyordu canımı, her kelime, her davranış, her düşünce.

Peki, sıkıcı konulardan konuşmayalım. Yemek keyiftir, ondan bahsedelim. Hayata döndüm demiştim az önce, nasıl yaptım bunu sizce? Basit, yemek kokularına karışarak;) Kendimi biraz daha iyi hissettiğim bir gün, anneme bu akşam yemeği ben yapayım, sen bırak dedim. Henüz Poliş gelmemişti tabii, bir hafta olmuştu ameliyat olalı. Çok sevdiğim bir tarifi yaptım. Zeytinyağlı, domatesli ve kremalı spagetti. Yemeği yaparken hiçbir şey düşünmemeye çalıştım, müzik dinledim, manzarayı seyrettim, sos pişerken de mutfak masasına oturup Roma tarihiyle ilgili keyifli şeyler okudum. (elimde, "Mısır, Yunan ve Roma Antik Akdeniz Uygarlıkları" kitabı vardı. doktora ders aşamasında elimden düşürmemiştim ama bana inanın ders kitabı gibi değildir. "Dost" kitabevi baskısı, okuması gayet keyifli bir kitaptır, meraklısına.) 

Domatesli spagettiye bayılırım ben, size de hemen tarifini vermek istiyorum. Belki dener ve bana minnettar olursunuz;p Hazırlaması çok basit üstelik, neyse hemen tarife geçeyim ne kadar iyileştim desem de, yoğunlaşma sorunu yaşıyorum. Yazmak bu dağınık kafayla çok zor, okumak daha kolay, keyifli. Eminim herkes farklı şekillerde yapıyordur bu yemeği, benim tarifim şöyle; bir pırasa (soğan da olabilir, ben pırasa kullandım) ve üç-dört sarmısağı zeytinyağında biraz soteledim, üzerine, kabuklarını soyup, çekirdeklerini çıkardığım ve rondodan geçirdiğim dört domatesi ekledim. Biraz siyah zeytin (daha önce dilimlenmiş kullanıyordum ama evde olmadığı için küçük bir bıçakla zeytinlerin çekirdeğini çıkarttım. hiç zor olmadı, üstelik daha lezzetliydi dilimlenmiş olandan), yarım paket krema, kekik ve fesleğen katıp sosu pişmeye bıraktım. Sonra da makarnaya ekleyip yedim. Of, yemek tarifi vermek ne zahmetli iş yahu, yapmaktan bile daha zor valla, onun için hızla kestim;) Aşağıdaki makarnanın hepsini yemediğimi belirtip usulca bitireyim yazıyı, bu son olaylardan sonra hızla kilo veriyorum, bir an önce kendime gelmem lazım. Neymiş, can boğazdan gelirmiş, e heh, tam anlamıyla saçmalık tüm bunlar.

37 yorum:

alkım dedi ki...

justine hoşgeldin:)
moralinin daha iyi olmasına sevindim, ağrılar da geçmiştir umarım. insan hastayken, ağrılıyken hassaslaşıyor, doğru. hatta dışarıda akan hayat çok hoyrat geliyor öyle zamanlarda...insan en yakınını yanında istiyor.

güzel soslu bir makarna her derde devadır, bana hep ödül gibi gelir.
(ben bir makarna ve köfte delisiyim. çocukların en sevdiği yemeklerdir hani.) makarnada pesto sosu çok seviyorum. fesleğen, ceviz, zeytin, domates...hepsi de çok yakışıyor makarnaya. nefis görünüyor senin makarnan da. hele o domateslere bayıldım!
haklısın, tarif vermek yorucu bir şey. yemek bloglarına bir selam göndereyim buradan, zahmetli bir şey yapıyorlar, takdire şayan. pırasayı salataya doğruyorum ne zamandır ben ama bunu da bir deneyeceğim.

bu arada ne müthiş bir günbatımı öyle. şehirde ufku görebilmek ne güzel!

bu yazının üzerine sanırım bir kahve içeceğim ben şimdi. gece ama ne yapayım canım çekti;)

keyifli bir hafta sonu diliyorum sana justinecim. kelebekler...

justine dedi ki...

Hoşbulduk Alkımcığım, komiktir bu yazıyı yazarken bir ara senin bloğuna tıkladım yeni yazını okudum ve sana söyleyeceklerim aklımdayken makarna tarifini bitirmeye çalıştım. Bu kafayla, zor iş!;)

Makarna ve köfteye ben de bayılırım, pesto sosunu ise daha önce çok kereler kanepe tarifinde denemiştim. Harika olur, severim ben. Dur onu da bulayım sana, belki biliyorsundur ya da beğenir yaparsın.

BİBERLİ PESTO SOSLU MOZZARELLA PEYNİRLİ SANDVİÇLER

Domates en en en sevdiğim şey, kahvaltıda, yemekte, sosta, şunda bunda her şekilde kabulüm.
Pırasayı salatada hiç denemedim, sen hep öyle yaptığına göre güzel oluyor, aklımda olsun bu.
Yemek blogları benim için çok faydalı, hem çeşit çeşit yemek tarifi öğreniyorum onlardan hem de okuması zevkli oluyor. Açken tehlikeli tabii;)

Ben tarif yazarken yoruluyorum, film ya da kitaplardan bahsederken daha heyecanlı ve gevezeyim ama iş tarif vermeye gelince, ı ıh. Özenmiyor da değilim, yemek bloglarına, ama olmuyor, neyse;p

Manzara harika değil mi? Defalarca söylemişimdir belki, bu manzarayı çok seviyorum fakat bazen manzarada görünen yerleşimlerden beter gürültüler yayılıyor etrafa, hem de nasıl gürültü! Kabusum onlar benim. Neyse, geçelim.

Daha önceki evimde gökyüzünü göremiyordum Alkım, onun için ruhum sıkışıyordu, üzülüyordum. Şimdi en çok gökyüzüne kavuştuğum için mutluyum, dediğin gibi şehirde ufku görebilmek mucize etkisi yaratıyor. Haklısın.

Afiyet olsun sana, gece ve kahve müthiş ikili;) Çok sevgiler.

Leylak Dalı dedi ki...

Justine neyin var kuzum, ağrılar falan?
Ben Ankara'dan Antalya'ya gelme telaşı, sonrasında festival telaşı ile pek bloglara bakamadım, birşeyleri kaçırdım galiba, umarım tatsız bir durum yoktur, gelip-geçici birşeydir. Tez zamanda rahatlamanı diliyorum neyse sıkıntı ve o yukarıdaki fotoğrafa da bayıldığımı belirtmek istiyorum. Sevgiyle...

Leylak Dalı dedi ki...

Yukarıdaki fotoğraf derken headerdekini kastettim, diğeri de güzel ama Justine'in yanında sönük kalır:)

Atze dedi ki...

Justine!

Sen ne zaman sayfama gelip, böyle ünlemli bir selam versen, dirseğim masanın köşesinden düşer, kapıdan girmişsin gibi hazırlıksız sevinirdim.

Sana hoş geldin şarkısı ararken hiç şöyle istediğim gibi neş'eli, içinde hüzünlü aşık beklentisi taşımayan bir şarkı bulamadım. Sonunda sana "melek" demekte karar kıldım.

Makarna enfes görünüyor. Taylıeli köyünde yumurtayı dahil zeytinyağıyla yaptıklarından mıydı, her tarafta zeytin ağaçları olmasından mıydı bilmem, havada her daim tatlı bir zeytinyağı kokusu vardı.

Bırak zihnin bir şeylere kolayca odaklanmasın bir süre, geldiği gibi aksın, kontrolsüz olsun, ne güzel. Çok çok özledim, geçmiş olsun.

Öpüyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=uj47r6-oAIo

Zedka dedi ki...

Çok gelmişsin aç insanların üzerine Justine, oldu mu hiç? Spagetti gerçekten leziz görünüyor ancak pırasa deyince şöyle bir ıslık tutturup kenara köşeye kaçayım ben. Ha bir de yazını bir yandan şarkılarını da dinleyerek okumak istedim ama kafamı toparlayamadım elbette, o sırada kollarım parmaklarım her biri ayrı coğrafyalardaydı :D

Geçmiş olsun, dedim, diyorum yine. Hassas zamanlar bitti neyse ki, artık kendinde ve kendinle olmanın zamanı. Hem de öyle bir göğün altında ..

Biliyor musun, dün gece bir şeyi hatırladım, geçen sene bu zamanlarda ölesiye istediğim bir şeyi ... O şehrin göğünün altında, bir iki soyadımı bilmeyen insanla sokaklarca sabahlamak istiyordum. Uykusuzluğu seviyorum, ne menem şeysem. Bütün İzmir'i bir gecede şarkılar ve kahkahalarla, fısıltı halindeki haylazlıklarla geçmek istedim, öyle bir bitirmek. Olmadı tabi, bakma, hayaller mayaller :)

Hayatın bir şekilde raya oturacak ve sen eskisinden de kararlı ve sevinç içinde geleceksin. Bunun için dua ediyorum canım.

Çok çok öpüyorum, kendine iyi bak. :)

Clea dedi ki...

makarna her zaman iyi eder insanı. hazır buradayken farklı farklı lezzetli makarnalar yapacağım sana kuzum:-)

justine dedi ki...

Sevgili Leylak Dalı, ağrılar sızılar için seni bir önceki posta alalım, orada (yazıda gizli saklı, yorumlarda aleni) yazdım derdimi;) Uzun yazıların ciddi bir handikapı oluyor, dağınık kafayla okunması zor, biliyorum, diğer türlü de caydırıcı tabii.
Şaka bir yana, bir süre önce ameliyat oldum, benim için önemli bir ameliyattı. Geçti bitti, iyileşiyorum. Yarın işe başlıyorum hatta.

Geçmiş olsun dileğin ve daha hoşu, header iltifatın için çok teşekkür ederim;p Moral veriyorsun farkındayım ama olsun güldürdün beni, hoşuma gitti;)

Festival koşturmanı okudum, hasta yatağında yazmak zor, fakat okumak görece daha kolay. Ne güzel film dolu günler geçirdin, özeniyorum sana.

Sevgiler çok.

justine dedi ki...

Atzeciğim, canım;)

Senin tarif ettiğin sevinç hâlini geçen gece mailini görünce yaşadım ben, mutlu oldum.

Sesini duymak hep güzel, teşekkür ederim tekrar.

Çok sarıldım, sevgiler.

justine dedi ki...

Demek pırasayı sevmiyorsun Zedkacığım, niye ki? Böyle soru mu olur yahu, keyfine kalmış sevip sevmemek, bana ne;)
---------

Ama sevsen iyi olurdu;p (misyoner justine) Ben ilk defa denedim, makarna sosuna pırasa katmayı, pek de güzel oldu. Soğan gibi düşün (yoksa onu da mı yemiyorsun?), onun lezzetine yakın bir tat veriyor sosa.
--------

Umarım bir gün hayalini gerçekleştirirsin Zedka, imkansız bir şey değil üstelik. İzmir'de ben varım hem, uykun gelirse bana misafir olursun;) Müzikleri dinlemeyi unutma, Paolo Conte harikadır. Bu arada, ben de bir şey okurken müzik dinleyemem, çok çok kısık olursa (ve sözsüz) belki. Diğer türlü zor iş.

Ben de öptüm seni, çok sevgiler, iyi geceler.

justine dedi ki...

Biliyorum Polişka, yemeği bırak, burada olman yeter bana. Ayrıca, senin yaptığın her yemek lezzetli makarna diye sınır koyma kendine;p

TheSaint dedi ki...

makarna makarna makarna...dünyanın bence en güzel yemeği...geçen hafta ben de ton balıklı yaptım ki kısaca değinmeden geçemeyeceğim...

domates, kırmızı ve yeşil biber,ço az biber salçası bir tavada güzelce sotelenir. sote içine 1-2 kesme şeker domatesin asidini alır. başka bir kapta makarna haşlanır, süzülür...ben süzdükten sonra soğuk suya tutmam...pişen ve süzülen makarnanın içine kaşığın ucuyla tereyağ konup makarnaların yapışmanısını engellersiniz ve lezzeti artar.

daha sonra ton balıklarını en fazla 2 dakika hazırladığınız sote içine katıp tahta kaşıkla karıştırıp hoop makarnanın üstüne...

afiyet olsun...justine nin iyi hissetmesine sevindim...

Leylak Dalı dedi ki...

Cidden çok dağınık bir zamanımda okumuş olmalıyım yazıyı ki ameliyat sözcüğü bile çarpmamış gözüme, ben yolculuk ve festival zamanları iptal oluyorum canım:)
Tekrar çok geçmiş olsun diyorum, tez zamanda zıplayıp hoplar hale gelmeni diliyorum:) Dün yürüyüş yaparken şu çocuklar için olan trambolin benzeri birşey gördüm, üstüne "yaş sınırı yok, 5 dakikası 2 lira" yazmışlar. Tamamen iyi ol, gel orada birlikte zıplayalım, benim dün çok canım çekti:)))
Ayrıca header resmi konusunda çok cidiyim, çok beğendim.
Sağlıkla, sevgiyle, güzel bir hafta olsun...

guguk kuşu dedi ki...

mmm makarna hayattır...buaralar ben de yemek yiyemiyorum ama olsun izlemesi bile güzel

Zelda Capulet dedi ki...

merhaba justine,

dün gece hızlıca sitene baktığımda; "evet, herşey yavaş yavaş eski ritmine dönecek" diye düşündüm. ve şimdi sabah ofiste yazını sakince yeniden okudum. yemek terapisi iyidir; hem yemek, hem yapmak elbette :-)

kırılgan dönemlerimize gelince; onlarla barışmak nispeten hayatı kolaylaştırıyor. "sürekli güçlü olamayacağımız" meselesi ise benim de kendimi iyileştirmem gereken bir konu. yapabiliyor musun dersen, yanıtım ne yazık ki olumlu değil :-) sevgilerimle,

z.

guguk kuşu dedi ki...

sevgili justine...öncelikle belirtmeliyim ki (daha önce belirtmiş olsam da) seni seviyorum. bunun sana ya da bana ne faydası var bilmem ama zaten bir fayda bekliyor değilim.. ki zaten bir fayda beklemediğimdendir bu kadar çok sevişim...müziklerin benim hayatımı öylesine derinden ekliyor ki...bu makarna ve bu müzik ohhhhh tam keyif. şimdi kel alaka bir konuya atlayacağım ama ki bu benim genel huyumdur insanlar beni dinlerken yüz ifadelerini görmeni isterdim çok komik oluyorlar hızla koşan birinin peşinden yetişmeye çalışıp asla onu tutamayanlar gibi ve hep şaşkın:) justin i okumak istiyorum aylardır takmış durumdayım, sade erdemin felaketleri bir önerin var mı?

zerka dedi ki...

dün yorum yazıp göndermiştim ama çıkmamış:(

justine dedi ki...

Şimdi işten geldim. Epey yoğundu bugün ortalık, ama sanırım daha çok hastalık yordu beni. Her tarafım sızlıyor. Duş, soyunup dökünme, gazoz keyfi derken (bunu radyoz'nin sayfasında anlattım;)) saat ilerlemiş. Ben biraz dinleneyim, sonra dinlenmiş, rahatlamış hâlimle sohbet edelim.

Hava ne kadar güzel değil mi? Hafızamı yitirmiş olsam yaz yeniden geliyor derdim, o kadar güzel. Taze, mis gibi, ışıl ışıl. Yemyeşil bir parkta uzanıp kitap okumalık, şiir gibi bir hava.

(E heh, bunca lafın sonunda yatıp uyuyacak bu kadın;p)

Şimdilik bu kadar, ben kaçtım. Bana kalırsa değerlendirin bu "yaz artığı" havayı. Sonra çok arıyoruz, bilirsiniz;)

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam Justine,
Demek ameliyatlar olundu ve iyileşildi çok şükür öyle mi? Öyleyse pek o günleri hatırlatmadan, gelmiş geçmiş olsun demeliyim.
Makarnaya dayanamam iyi mi, bu saatten sonra makarna pişireceğim şimdi:) Allahım, niye ben böyle oburun tekiyim!

justine dedi ki...

Saint, makarna tarifleri iyi güzel de göbekler ne olacak peki?;p Hah ha, C. ile en büyük didişmemiz budur. Bıraksana beni kendi hâlime diyor, ama nein, bırakmam!;)

Ton balıklı makarnaya ben de bayılırım, şeker katmıyordum bir kere de öyle denemeli madem. Bir de süzdükten sonra soğuk suya tutmaman olması gereken, doğrusunu yapıyorsun, diğer türlü güzel olmaz zaten.

Tarif için teşekkürler efendim, yemek yapmayı bilen erkekler candır;)

Sevgiler.

justine dedi ki...

Leylak Dalı, canım, sen ciddisin değil mi?;p Zıplamak ve ben, bana kalırsa bu iki kelimeyi bir arada kullanmamalısın, şaka gibi olmuş;)) Çok tatlısın sen, güldürdün yine beni. Tatillerde, biraz içip çok da canım isterse deliler gibi zıplıyorum evet, ama birazcık zor oluyor, katalizör şart;p

Unutmadan, biraz daha iyi olayım sana aylar öncesinden bir hevesle çekilen (ve sonra beğenilmeyen) kahve fotolarını göndereceğim. Bugün yine o güzel bloğa baktım ve bayıldım tüm fotolara.

Çok sevgiler.

justine dedi ki...

Sevgili Guguk Kuşu, ne güzel yazmışsın, sağol. Sevgi işi fayda hesabına bakmaz, onun için hiç o pragmatik konuşmalara girmeyelim, anlamsız olur;) Müzikleri beğenmen çok hoş, özenle seçiyorum, doğrusu allah onları icra edenlerden razı olsun, asıl sevilmesi gereken onlar, bizler hep aracılarız;p

Neden yiyemiyorsun ki bu aralar, diyet filan mı? Eğer öyleyse boş ver, üç günlük dünya (benim klasik lafımdır), kendini sıkmaya değmez.

Sade'ın Justine'ini iyi biliyorum, defalarca elime alıp bıraktım çünkü. Benim tercih ettiğim kurguya uymayan bir anlatımı var ve dilini hiç sevmedim. Bende Birsel Uzma çevirisi var, ki tedavüldeki tüm basımlar onun çevirisi diye biliyorum.
Hmmm, nasıl bir öneri istiyorsun acaba? Şöyle yapalım, sen bırak Sade'ı şimdi, Durrell'in Justine'ini oku, eğer okumadıysan tabii;) Hem seni uzun süre yalnız bırakmaz o muhteşem dörtlü, bitene kadar çok iyi arkadaş olursunuz eminim.

Benim elimdeki Justine şu; Justine - Erdemin Felaketleri , idare eder bir çeviri.

İskenderiye Dörtlüsü'nü ise zaten defalarca söyledim;
Justine/ İskenderiye Dörtlüsü 1
, harika bir seridir.

Güzel sözlerin için tekrar teşekkür ederim, sevgiler çok.

justine dedi ki...

Zerka, nasıl sinir bir şey o, iyi bilirim. Yazarsın yazarsın ve kaybolur gider. Mailini aldım ama, ben ona cevap yazayım;)

Makarna yazım herkesin içindeki makarna canavarını ortaya çıkardı farkındayım, ve bu gayet güzel bir şey;p

Daha iyiyim Zerkacığım, fakat biz kadınların rutin belası uğradı bu sefer, çok çok ağrılı geçiriyorum. Uykumdan uyanacak kadar. Neyse, o da geçip gidecek. Sağol ilgilendiğin için, çok sevgiler.

justine dedi ki...

Merhaba Vildan, hoşgeldin.

Geçti geçti, artık başka ağrılara bakıyoruz;p
Obur değilsin, sadece makarna sihirli bir yemek;) Umarım yapmış ve yemişsindir, öyleyse çok afiyet olsun.

Çok sevgiler, iyi geceler.

Adsız dedi ki...

Merhaba canım,
Makarna harika görünüyor. Ben zaten senin yaptığın tüm yemeklere bayılıyorum. Şimdi de canım çekti ama yapacak halim yok ne yazık ki, çok hastayım. Zaten hasta halimle bir taze fasülye bir pilav yapmışım yeter bugünlük. Ama makarna her zaman baştan çıkarıcı. Herşeyde bol şans ve kolaylıklar diliyorum. Öpüyorum.
serap

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Geç kalmış bir geçmiş olsun dileği ile...

Elektra dedi ki...

Heyyy! :) geçmiş olsun, afiyet olsun. Ders zili çalmak üzere karnım çok aç, evde olmak istiyorum, makarna yapmak ve müzik dinlemek. havalar çok sıcak, sinir oluyorum. baharı görmeden kış gelip geçecek, daha çarşamba, haftanın ortası, şu bayram tatilini bekliyorum, babam hastalanmış, ben gidemedim, çok üzüldüm, bayram gelse de gitsem. işte böyle. :)) zil çaldı, nöbetim var benim. Geçmiş olsunnn.

justine dedi ki...

Elektra, yorumunu hastanede gördüm, iki arada bir derede bakmıştım bloğa, o zaman okudum. Keyiflendim, yorgun ve donuklaşmış yüzüm güldü, hemen sana cevap yazacaktım, fırsat olmadı. Şimdi söyleyeyim; çok tatlısın sen, hızlı hızlı konuşman, heyecanlı hâllerin, kısaca her şeyin hoşuma gidiyor;)
Bu akşam kötüyüm, canım sıkkın, hâliyle mutsuzum. Eve geldiğimde azıcık uyuyayım demiştim, uyandığımda kendime gelmeye çalışırken sıradan, öylesine, bu ülkede çok sık rastladığımız ama yine de şaşırtıcı haberlerden birini okudum. Çok canım sıkıldı, keyfim kaçtı. Düzelmeye çalışırken daha da battım.

Onun için neşeli, keyifli bir sohbet yapmak zor olacak.

Vuslat teşekkür ederim sana da. Gözlerim seni aramıştı, evet. Olsun, geldin ve sesini duydum ya, sağol.

Sizi seviyorum, hepinize sevgi ve selamlar, iyi geceler olsun. Şimdilik bu kadar.

p.s.: Seninle uzun uzun telefonda konuştuğumuz için sana ayrıyeten seslenmedim ablacığım, sen beni anlarsın;)

Adsız dedi ki...

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=61565&rid=2&p=1

bana ilginç ve sevimli geldi. belki sizinde yüzünüzü güldürür.:)))

Adsız dedi ki...

pardon. tablolara tekrar baktım da, ilginç evet. ama hüzünlü geldi bu sefer. hay Allah!..:((

justine dedi ki...

A, çok güzel bir fikir bu. Şaşkınlıkla baktım resimlere, tuhaf, ürpertici, güzel.

Çok teşekkür ederim, sağolun. Bir de nick de olsa, adınız?;)

Sevgiler.

Adsız dedi ki...

ah beğendiğinize çok sevindim.:))
oğlumla da paylaştım o da bayıldı.
kusura bakmayın haklısınız, illaki nick bırakırım halbuki.
heyecanlanıverdim birden sanırım.
Ben patina kali derim hep. mail adreslerim bile böyle.:))
gürcüce -küçük kadın- demek.
tam beni! tarif ediyor. :))
yaşı ve kilosu bayağı hacimlice bir hanımım çünkü.:))

justine dedi ki...

Beğendim tabii, böyle ilginç şeyleri severim ben.
Ne güzelmiş "patina kali" nicki, bayıldım, "küçük kadın" anlamı da şahane;)

Neşeli, gülücüklerle dolu sesiniz için teşekkürler patina kali, mutlu ettiniz beni. Size ve ailenize çok sevgiler, selamlar.

Nehir İda dedi ki...

Nasıl suçlululuk duyduğumu anlatamam sevgili Justine.
Çok geçmiş olsun. Ben genellikle çok sonradan okuyor yetişiyorum.
Müziklerine bayılıyorum belki arka planda istatistiklerde görüyor olmalısın sayfanda kalma süremi:)
Bir an evvel toparlanmanı canı gönülden diliyorum.
İyi ol lütfen.
Öpüyorum.

justine dedi ki...

;)
Teşekkürler Ebru, neredeyse toparlandım bile; işe gidiyorum, market alışverişi yaptım, araba kullanıyorum, vs. vs. Zaman çoğu şeye iyi geliyor.

Netle ilgili işlerden anlarım, ama sayfada kalma süresini filan pek bilemedim, esasen şu istatistik denilen naneyi çözemiyorum ben, o konuda cahilim işte;p Ve, müzikleri beğenmen ise şahane!;)

Ben de seni öpüyorum, sevgiler.

zapere dedi ki...

"Can boğazdan gider" tümcenin doğrusu böyle olacak.. Bütün vahim hastalıklar yanlış beslenme sonucudur, özellikle kanser. Kalp damar hastalıkları ve diğerlerini saymayayım..
- Makarnadan terapimi olur cancağızım?
- Hımmm ne bileyim,
siz daha iyi bilirsiniz.
Netekim:
- Bir soda mı içsem? Makarna mideme oturdu da.. :P

justine dedi ki...

Soda iyidir, afiyet olsun;)