Pazartesi, Aralık 06, 2010

boşluğa düşmek

(Augustyn Mirys/Punition De Cassius - "Cassius'un cezası")

"Güz kıyısından baktım bu sabah
Şakayıkların, asma kabaklarının gözünden bir anlama doğru
Bir hiçe, suya karışmış kubbenin şıpırtısına
Her şey sayıklaması gibiydi Allah'ın yalnızlığı
Lâilâhe illâllah, lâilâhe illâllah

Boşluğu onaramıyor insan
Ama inanabiliyor işte boşluğa."

H. Arkan/Bir Hiçe Doğru



Cassius'u anlayın lütfen. Ben anlıyorum diye bunu istemiyorum, Cassius'u anlamanız gerektiği için anlayın. Hâlâ yüreğiniz "evet" demiyor mu? Bekleyin.

Cassius, Brutus ile birlikte Sezar'a (akademik kaynaklara göre Caesar'dır.) karşı düzenlenen suikastin baş adamlarından. Roma senatörü ve  aynı zamanda felsefe eğitimi almış bir entelektüel. Şimdi, Cassius'un tarihteki rolünü filan yazıp bu saatte ne kendimi ne de sizi sıkmak istiyorum, Cassius'un boşluğunu söyleyeceğim size sadece. 

Cassius, dava arkadaşı zavallı Brutus ile birlikte Sezar'ın "taze" Cumhuriyeti sindirememesini izler. Yönetim yeni, güç etkilidir. Sezar, hem vatanın babası (Pater Patriae), hem de ömür boyu diktatördür  (Dictator Perpetuus). Kulağı güçten hiçbir sözü duymaz, gözleri görmez olmuştur. Onun görmedikleri görenler vardır tabii, diktatör ünvanını sikkeler üzerinde (ilk defa Sezar döneminde böyle bir uygulama -diktatör mimi- yapılmıştır.) başka anlamlarla okuyanlar. Ah, Casca (diğer suikastçı)  kardeşlerinden daha heyecanlıdır, plan budur.

Hançer diktatöre saplanmalı, cumhuriyet yaşamalıydı. Onlar ne kadar düşündüler, düşündükleri kadar ağladılar, Sezar arkadaşlarıydı. Akan kan, Cassius'un gençliğinde okuduğu şiirlerin anlattığı renge benzemiyordu. Başka bir kırmızıydı, ele değdiğinde yakıyordu. 

Shakespeare, Julius Caesar adlı eserinde Cassius'un ağzına şu cümleyi kondurur; "The fault, dear Brutus, is not in our stars, but in ourselves, that we are underlings."*

Cassius arkadaşı Brutus ile aynı kaderi paylaşır, intihar eder.

Ferit Edgü'nün "İçerdeki" adlı kısa öyküsü şöyledir;

"Kapıyı siz mi çaldınız?
 Kapıyı çalmadıysanız, burada kapının önünde ne işiniz var?
 Beni mi istiyorsunuz?
 Ama ben içerdeyim. Ben dışarı çıkamam.
 İstesem de çıkamam ben.
 Bana izin yok."

Dante, İlahi Komedya'da Cassius'un cehennemin tam ortasında yanacağını söylüyor, sonsuza kadar, şeytanın ağzında çiğnenerek. Üç kişi bu cezaya çarptırılmış, Cassius, Brutus ve Nasıralı İsa'ya ihanet eden Yehuda. Üçü için de dua edilse ne olur?

Ve, Yehuda da intihar etmiş.

Tarih hep belkidir. Sormayın şimdi, bekleyin. Boşluk, karşınıza çıkacak.
--------
* "Hata, sevgili Brutus, yıldızlarımızda değil, ancak kendimizde, başkasının iki dudağı arasında olma halimizde."

2 yorum:

endiseliperi dedi ki...

ben de anlıyorum, justine. ve sen anladığın için ne kadar kıymetlisin gözümde, bilemezsin. çok, çok güzel bir yazı bu. teşekkür ederim.

tuhaf olacak şimdi ama hep aklıma geliyor, unutuyorum, saçına kakül kestirdin mi, ne yaptın?

öpüyorum çok. sevgiler.

Erhan dedi ki...

Guzel bır blog.tasarımını da etkıleyici buldum.bloguma da beklerim en yakın zamanda

http://erhanncetinn.blogspot.com/