Perşembe, Mayıs 05, 2011

sağlıklı bir yaşam


"...
artık keder bile keder
 vermiyor; acı, acıyı unuttu;
güneşle kandili ayırdedemez olduk
-kanserli saatler!..
sevinç, bulaşıcı bir sayrılık
gibi tiksinç; kapılar çürüyor
durdukları yerde; açmanın anlamı yok,
kapamanın da...
-hiç...hiç...
"
orpheus'a şiirler/h. Yavuz

Tv'ye bakıp, oturuyordum, hiçbir şey yapmadan. Parkeye tıp tıp vuruşunu duydum. Cam büyük ya, hafif açmıştım, yağmur içeriye girmeyi başarmış. Hava sıcak, güneş var, nasıl oldu, ne zaman başladı bilmem, o anı kaçırmışım:p Ama inanın bana, yemin ederim ve gerçekten abartmıyorum(!); hava mis gibi toprak, çimen ve temizlik koktu! Defalarca derin derin nefes aldım, harikaydı. Sabah Seda Sayan'ın programında Maranki diye bir adam şunu yemeyin, bunu yemeyin, bu kötü, şu beter filan dedi durdu. Ağzım açık seyrettim. (bunda kadının ve adamın tipinin payı büyüktü tabii, orasını karıştırmayın şimdi;)) Kahvaltı biraz ağırdı, patates kızartması, sosis vs. vs., fakat akşam başlayayım şu işe dedim. Şimdi kokladığım temiz hava, akşama yapacağım yeşil mercimek yemeği ile (son anda vazgeçmezsem tabii), sağlıklı bir hayata merhaba dedim, yarına kadar elbette!

Hadi bakalım, şimdi de güneş çıktı yine, yağmur yalan oldu çoktan. Bach, hava gibi dengesiz değil, sakin sakin akıyor ne hoş. Şiirdeki tiksinç kelimesi de ne komik;)

14 yorum:

endiseliperi dedi ki...

bu şairler sanki mıncıklıyorlar sözcükleri, justine. tiksinç, tiksinç, tiksinç diye kaç kere söylemiştir kendine. sana anlatmadım ben, sineztezik bir durum var bende, sözcükler şekillere, renklere giriyorlar. bu tiksinç, izmit körfezinde gördüğün denizanası, püskül püskül. ama öyle morumsu değil de kahve, sonuna doğru krem rengi.

ben şimdi tutarlılık müptelasıyım ya, sanki her işim tıkır tıkır işliyor gibi -takıntım bu, bana biri atıyorum bohemya porseleninden bir yemek takımı hediye etse kırmaktan başka çarem yok bu takıntı aşkına. evdeki her eşyanın statüsü de birbirine eş olmalı-... neyse, ben sigarayı bıraktığım dönemde, gelsin yeşil çay, gitsin kantaron çayı, egzos solurum diye ana caddelerden yürümemeler, şarap katılması icab eden yerlerde bunun sirke versiyonu yok mu diye baklamalar... evet, alkolü d e bırakmıştım. bir tek namaz filan eksikti anlayacağın- öyle bir sağlıkçı, öyle bir mehmet öz müptelası, gıcık bir tip... sabahları en az 45 dakika koşmalar filan. sonra sigaraya başladım, onunla birlikte her şey zehirlendi. kahve, içki, düzensiz beslenme, az uyku... şimdi bana birbirinden düpedüz ayrı bu iki tipi koy karşıma, pislik olanını yakın buluyorum. ama iyi bir şey de değil. doğru olanı yapmak lazım, mercimek yemek lazım. yap o yemeği. su teresi, roka, dereotu bul buluştur salata da yap yanına.

güneş buraya gelmiyor, justine. ben de bütün dertlerimin müsebbibi bu gri bulutlarmış gibi sermiştim. yani, güneş gelsin, neşelenelim, gelmiyorsa, günah benden gitti, battaniyeyi tepeme kadar çekmekten başka yol kalıyor mu bana? hayır!

devam.

sevgiler çok.

zubizup dedi ki...

Turkish Underwearing desing
www.yoncatoptan.com
If you wisit me , I will be glad:)
:)
:):)
:):):)
:):):):
Kendi İşinizi Kurun!!!!

justine dedi ki...

Yemeği yaptım Peri. Fakat sade yeşil mercimek yemeği değil, yeşil mercimekli bulgur pilavı yaptım. Ben çok severim zaten yeşil mercimeği, onun için zorla yemek durumu olmuyor bende. Fakat sağlıklı yaşam çabaları zor tabii, seni iyi anlıyorum. Bu akşam yaptığım yemek şu;
http://www.evcini.com/2007/11/post-2.html
http://www.portakalagaci.com/oburcuk/2006/03/yeil_mercimekli.html

Uzun zamandır yemek yapıyorum, uzman filan değilim ama yapıyorum işte, fakat yine de hep nete bakıyorum yemek pişirirken. Bu internet denen şey yokken ne yapıyordum inan hiç bilmiyorum. Tam olarak tariflere de uymuyorum, biraz ondan biraz şundan karıştırıyorum kendime göre. Benim pilavım, bol domatesli, yeşil biberli ve kimyonlu oldu mesela. Şimdi demleniyor, afiyet bal, şeker olsun, daha ne diyeyim yani?;p

Yemek yine geç saate kaldı, çok oyalanıyorum. Markete gittim akşam, dün aldıklarım yetmiyormuş gibi, bir dolu şey daha aldım. Onları yerleştirip, bulaşık makinesini boşaltırken de zaman aktı gitti.
Neyse, şimdi yanına yoğurt koyup yiyeceğim. Ya da hazır ayran aldım bir sürü, o da olur, aman aç değilim zaten, yemek alt tarafı ne çok laf ettim:)

Sevgiler sana da.

justine dedi ki...

Sen beni güldürdün zubizup, allah da seni güldürsün. Bu arada siteye baktım, fiyatlar gayet iyi, pijamalar da fena değil.

Buket dedi ki...

justine nerelerdesin?
canın sıkılmış gibi geldi yine.yaa görsen bana da bir şeyler oldu işyerinde falan hiçbişeye kızmıyorum.yani sanki onlar sanal o yüzden.
ilginç olan ben de bugün evde birşey yok diye yeşil mercimek yaptım.ama dediğiniz tiplerdenim ben napayım :( haftada bir kurubaklagil olacak, balık yenecek ama denizdibi balıkları değil, sabah bile 1 tabak roka,tere, maydanoz yiyorum hatta bunları okula taşıyorum:)) temmuz gelmeden domates,salatalık vs. kesinlikle almam..
valla doğru yazdıklarım, sigara,alkol zaten yok, daha yazsam doluuu..ama bunlar sağlıklı olayım diye değil , böyleyim işte...

Cüneyt Karakuş dedi ki...

Yorumlarda buluşuyorduk gerçi, ama ben senin yazılarını özlemişim...

justine dedi ki...

Buket, dediğin gibi öyleysen ve anlattıklarını belli bir zorunluluk duygusuyla yapmıyorsan bunda ters olan bir şey yok ki. Hem çocuğun var senin, böyle olmalı, gayet güzel yaptığın. Bak ben kaç yaşıma geldim, sağlıklı beslenme konularında hâlâ çok cahilim. Bir konuşmamızda anneme sormuştum; "kışın domates, salatalık yok ne yapıyordunuz bu durumda", diye, "yemiyorduk ne yapacağız, kışın domates yenir mi", demişti! Salça filan yapıyorlardı tabii, ne kadar mantıklı, safım ben;p

Ben domatessiz bir mutfak düşünemiyorum oysa, biber de öyle, marul, salatalık, şu bu. Hepsi, her an olmalı;)

Böyle işte. Bu konuda daha çok gevezelik ederim ama dün çok geç yattım ve yarım saat oldu kalkalı, kahvaltı yapmalıyım. (Sağlık için tabii;p)

Sevgiler.

justine dedi ki...

Ben de senin burada olmanı özlemişim Cüneyt, sesini duyur lütfen.
Sevgiler.

neo dedi ki...

aa sağlıklı bir yaşam mevzu ise sabaha kadar konuşurum ben :) geçen, iri bulgurlu bol dereotlu kabak pişirdim mesela, yoğurtla nefis oldu. mercimeği de çok sever, sık sık yaparım, kırmızı biberler var ya, onlardan koyarım bolca, bazen de şehriye eklerim pek güzel olur. hergün aynı kahvaltıyı yapmamaya özen gösteririm, bi sabah müsli+muz+süt+tarçın, bi sabah yarım simit+karper, bi sabah keçi peyniri+ekmek+kırmızı biber vs. uyanır uyanmaz yiyemiyorum, ofiste mutfakta hazırlıyorum, efsane oldu benim kahvaltılar, millet görünce "neo yine kendine bakıyosun valla!" diye laf atıyor :) yemek hazırlamak hoşuma gidiyor, moralim çok bozuk değilse, özenle, zevkle pişiriyorum. iştah da yerinde maşallah, ara öğünlerde doğal şeyler yemeye çalışıyorum, kuru kayısı, fındık, fıstık. bu ara kefir içiyorum, çilekli olanı nefis! tamam abur cubur seviyorum ama son zamanlarda gofret, bisküvi gibi şeyleri azalttım, katkısız şeylerin peşindeyim.

sıkıcıyım diy mi? sigara yok, habire sebze felan. gerçi bomonti içiyom şu anda, tadı çok güzel :) ordan yırtarım belki?

justine dedi ki...

Evet, sıkıcısın Neo ama sağlıklı ve hoş (ne güzel kelime bu;)) sıkıcılardan;p

Şaka yapıyorum tabii, afiyet, bal, şeker olsun canım. Zayıfsın zaten, iştah sorun değil o zaman, ye istediğin kadar. Fakat, sağlıksız şeyler de ye ara sıra, bak şu sitedeki (http://www.loplopculer.com) çifte, mis gibi yiyorlar:) Ben bayılıyorum onlara, son yazılarını okuyordum biraz önce, bir yandan siyah çay(!) içerken. Şimdi devam edeceğim okuma keyfine, çok zevkli o sitede dolaşmak.

Dur, ben de bir bira açayım. Yarın 24 saat nöbet var ama olsun, çay keyfi bitsin, bir taneden bir şey olmaz sanırım, hem uykum da gelir belki.

Tekrar afiyet olsun sana.
Sevgiler.

oykudefteri dedi ki...

bu yıl havanın böyle dengesiz, böyle zor oluşuna bir yandan kızarken bir yandan da kendimi, hepimizi sorumlu görüyorum bundan. Freud, "Medeniyetin bedeli nevrozlardır" diyordu. Medeniyetin bedeli hava kirliliği, mevsimlerin bozulan dengesi, gürültü, kalabalık ve nevrozlar mı olmalı, diye düşünüyorum ben de.
cuma günü sabah erken saatlerde evden çıktığımda şakır şakır yağmur yağarken öğleden sonra açan yaz güneşi altında kalın kıyafetlerimle sinirli sinirli dolaşırken düşündüm bunları:)
Bach ve yeşil mercimek iyi geldi, şimdi sakinim:)

justine dedi ki...

Bach ve yeşil mercimek istisnasız herkese iyi geliyor sanırım öykü defteri;) Ama aramızda kalsın benim yeşil mercimekli bulgur pilavım biraz fazla pişti bu sefer. Hep iyi olurdu, nerede yanlış yaptım ki? Neyse, tadı iyiydi, sağlık olsun dedim ben de;)
Sevgiler sana.

Clea dedi ki...

O kadar yorum yapılmış kimse Bach'ın yeşil mercimek yiyip yemediğini merak etmemiş, ben ediyorum!

justine dedi ki...

Hah ha, işte benim deli kardeşim! Deli bir ablaya da böyle bir kardeş yakışırdı zaten;p

Ve bence yemiştir, o huzur, o sükûnet, o dinginlik ancak bir mercimekle mümkündür şekerim. Özellikle yeşil olanıyla;))