Cumartesi, Mayıs 28, 2011

uyduruk cumartesi

(Okeyden sıkılıp kaytardığım zamanlarda tv'ye bakıyor ve fotoğraf için numaradan poz veriyorum.)

 

"Bir gün parkta gezerken 
hayretten donakaldım.
Bir sürü gözü olan
tuhaf bir kıza rastladım.
epey hoş bir kızdı
hem de sarsıcı baya'!
Baktım ağzı var,
başladık laflamaya
Çiçeklerden bahsettik,
onun şiir kursundan...
ve gözlük takarsa bir gün
yaşayacağı onca sorundan.
Öyle bir kız tanımak hoş
bir sürü gözü olan.
Ama ağlamaya başladı mı
baya' ıslanıyor insan."

Çok Gözlü Kız/t. Burton

Hi!
Sabah omlet yaptım, tariften değil uydurdum yaptım;p Uyduruk omlet, güzel oldu. Ama krep gibi olsun istiyordum, dağıldı, parçalandı. Olsun, tadı çok güzeldi. Durun tarif vereyim; iki patatesi rendeledim (sarı kabuklu, taze patates), bir küçük soğan ve iki küçük diş sarmısağı küp şeklinde keserek zeytin yağında soteledim. Rendelediğim patatesin içine baya bir (şişşt ölçü yok;p) kaşar peyniri kattım (yine rendelenmiş), kimyon, kırmızı toz biber, karabiber ve tuz ekledim. Roka vardı buzdolabında, bir dakika kadar düşündüm katsam nasıl olur acaba diye, onu da ince ince kestim ve kattım gitti! Son olarak biraz maydanoz ekledim ve bir yumurta kırıp tüm malzemeleri karıştırdım. A, soğan ve sarmısak sotesini de ekledim tabii. Neyse, sonra teflon tavaya az zeytin yağı koyup kızdırdım ve karışımı içine koydum. Üzerine bastırarak krep şekli verdim ve beklenen an geldi, malzeme tavaya fena yapıştı! Çevireceğim, olmuyor, ben de amaaaan başlarım şimdi krepine dedim ve karıştırdım öyle saçma saçma. Zaten saat bir olmuştu ve çay uzun süredir demleniyordu. Sonuçta, oldu valla. Gayet lezzetli bir şey oldu üstelik. Hiç şüpheye düşmeden yapabilirsiniz bu tarifi, siz daha güzel yaparsınız belki, krep gibi ve daha şekilli. Belli mi olur, el elden üstündür.

Biraz Atay'ın Günlük'üne baktım çay keyfinden sonra.  Peter Sellers'ı düşündüm. The Party filminde canlandırdığı karakteri. Atay sormuş; "Peki, bu adam ne yapsın? Benim yaptığım gibi, yıllarca yaşamasın mı?" Bu soruyu ve komedinin bazen acı geldiği durumları düşündüm. Kalktım, tekrar çay demledim ama fazla verimli bir çay olmadı. Poliş'le lafladık, güldük ve masterchef'e baktık. Sonra birden yağmur yağmaya başladı yine, kanıtlamak için fotoğraf çektim size;p Buyrun;


Biliyorum, yağmur fotoğraflarda belli olmuyor, ama hissedilebilir sanki. Belki, sanki, yani?;p Dün Devil diye bir film seyrettik. Korku, gerilim tabii;) Kötü bir filmdi ama filmde kullanılan kutsal kitap alıntıları çok hoştu. Ayrıca fazla sıkıcı filan da değildi, gayet eğlenceli ilerliyordu film. 

Şimdi akşam yemeği zamanı, ya şunu ya da şunu yapacağım. Sanırım;p Son anda fikir değiştirmezsem ve  şu yumuşak koltuktan kalkıp markete gidebilirsem!

Yarın 24 saat nöbet var, kendimi şımartmalıyım. Yemekten sonra güzel bir çayla elbette.

İlk defa burada tarif verdim; oh be, ne kadar mesudum şimdi!

Bye. 

p.s.: Dikkat ettiyseniz İngilizce başlayıp, yine öyle bitirdim, bu kadar da tutarlı biriyim icabında;p

12 yorum:

oykudefteri dedi ki...

şimdiye dek okuduğum en eğlenceli yemek tarifiydi bu:)

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Friends dizisinin 5. sezon yanılmıyorsam 13. bilemediysem 14. bölümünde Ross Ugly Naked Guy'ın evine taşınır ve orada TV izleme rolü yapar. (hımm 15. bölüm de olabilir) TV izler gibiyapıp poz verme deyince o bölüm aklıma geldi. Oldukça güldüm. Bölüm beni zaten güldürürdü. kolerasyon da aynı etkiyi yaptı :)
Omlet tarifin iyi hoş da roka!?
Devil filmi asansörde geçiyorsa ben de izlemiştim o filmi. Finalini beğenmemiştim kendi izlediğimin. Şeytan yaşlı kadın ruhu ele geçiremez vs. Çok klişe idi. Fakat ne yalan söyleyeyim ben klişelere bayılırım. (He love cliché) Ally mcbeal 3-16 Boy Next Door bak eğer izlediysen Ally Mcbeal'ın bu bölümü de duygusaldır (ilgisiz not)
Buffalo Chili Stuffed Potatoes umarım hazırladığın bu olur. Tavuk ve patates, üstelik bira ile terbiyelenmiş... Kırmızı et ile patates genelde tercih edilse de ben tavuğun ve sarımsağın daha fazla yakıştığını düşünürüm patatese...
Bu arada Clea ve seni Gilmore Girls dizisindeki Lorelai ve Rory ye benzetiyorum nedense... Özellikle yemek, film ve kitaplar ile ilgili yorumlardan sonra...
İyi nöbetler ve iyi geceler...
(Çok dizili bir yorum oldu bu)

justine dedi ki...

A, öyküdefteri hoşgeldin, n'aber? Geçen gün buzdolabını açtığımda, o ünlü "narı" gördüm ve aklıma geldin. Neden orada, neyi bekliyor, ne yapıyor, inan hâlâ bilmiyorum. Ve dokunmuyorum da; sanki oradan alıp yerini değiştirirsem keyfini bozacağım;)
Böyle işte.

Sevgiler.

justine dedi ki...

Sevgili Vuslat,
Friends'i hiç seyretmedim ben, karakterleri filan biliyorum da, hiç oturup izlemedim. Çok güzel bir dizi diyorlar ama ben Seinfeld'ciyim, doğruya doğru;p defalarca izledim Seinfeld'i bugünlerde kahvaltı yaparken yine izliyoruz Poliş'le. Hastasıyız!;)

Roka harika oldu omletin içinde. Düşünmüştüm "acaba" diye, ve birden aklıma pizza görüntüleri gelmişti. Çoğu pizza rokalı yapılıyor, ee neden olmasın demiştim. Ve tekrar ediyorum çok güzel oldu. İzmir'in milli otudur roka, tavsiye ederim:)

Aynı filmden bahsediyoruz Vuslat, seyretmişsin. Yazıda dediğim gibi kötü bir filmdi, fakat vakit geçirmek için fena değildi yine de. Tabii bunlar yüzünden elimizdeki harika filmleri izlemeyi hep erteliyoruz ya, neyse. Tüm filmlere bir ömür yetmez, değil mi ama?!

İki tarifi de yapmadım ben;p Şunu yaptım; http://www.startv.com.tr/haber/soframiz-tarifleri-65/patates-dolmasi-arzu-hanimin-mutfagi-bolu-14476.html

Aslında yazıda verdiğim ilk tarife benziyor bu, ama biraz farklılık var. Ben azıcık daha değiştirdim ve kuzu eti yerine dana eti kattım. Ve şuna benzettim; http://www.tisjir.com/2011/05/stuffed-potatoes/

Tadı bence fena olmadı ama Poliş çok beğendi. Beni sevdiği için böyle demiş de olabilir tabii, bilemem;p

İşte izlemediğim bir dizi daha. Fakat, o kadını ve kızını biliyorum. Fena tipler değildi sanki, ee sağol o zaman;)

Çok sevgiler ve iyi geceler.

Mehmet dedi ki...

Mutfağı, daha doğrusu yemek (yenebilecek bir şey) konusunu bir deney, bir farklı farklı bir uygulama alanı olarak görmek, ben iyi yemek yapıyorum'dan çok ötelerde, saygıdeğer ve çok güzel bir şey bece. Tabi ki bizlerde her şeyde olduğu gibi ona da bir abartı payı biçilmiş, kadına bir "evdekilerin karnını doyuracak yemek yapma" yükümlülüğü biçilmiş. Sonra da bu omuş size bir; "işkence"...
Geçen akşam bitiremediğim filmi; Kaybedenler Klübü'nü bitirdim... Başlardaki o, "not alma gereksinimi" bir süre sonra yok oldu. Ama yine de filmi ilgiyle izlediğimi söyleyebilirim.

"Tutunamayanlar" kelimesiyle, Oğuz Atay'vari bir anlatım ve hava kastettiğimi sanmanızı istemem. Bunun yanında, Filmin bazı yerlerindeki "erkek bakış açısı" yaklaşımını da yadırmamadım değil. Ama artısı ve eksisiyle izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

yıllar önce bir film izlemiştim;
"Good Morning Viyetnam". Robin Williams'ın çok çok güzel filmlerinden birisiydi. Radyo yayınlarının o insana ulaşan, sıcak evrensel sevgi dilini kullanan yanını vurguluyordu. (Siyasal yönünü görmezden gelirsek) bu film de buna yakın ibr deneme bence.
Neyse.
Sevgilerimle.

Cüneyt Karakuş dedi ki...

The Party filmini söyleyince geliverdi aklıma...

Peter Sellers!

Çok severim kendisini. Keşke erken ölmeseydi -bu keşkeler de ne kadar sıkıcıdır değil mi!

Bir de Being There vardır ki, insan izlerken ne büyük keyifler alır -ki Hal Ashby de unutmamalı. Mutlaka bir ara Peter Sellers yahut oynadığı filmlerden birine dair yazı yazmalı. Evet, iyi hatırlattın Justine!

Sevgiler.

justine dedi ki...

Mehmet,
mutfak benim için hep öyle, dediğin gibidir. Ben iyi yemek yapıyorum, demem asla -ki öyle olduğunu sanmıyorum zaten-, eğlenirim, zevkle kendimi mutfağa atarım ya da karnımı doyurmam gerekir ve bir zorunluluk olarak yemek pişiririm.

Kaybedenler Kulübü adıyla Tutunamayanlar'ı düşündürüyor ama önyargım bunun böyle olamayacağını söylüyordu baştan beri. Bakalım, seyredince göreceğiz.

Sevgiler.

justine dedi ki...

Cüneyt!
:) Sen gelince ne oluyor bak;p

Peter Sellers'ı ben de severim Cüneyt, fakat birazcık sorunlu bir adammış normal yaşantısında. Normal? İşte, çekimler dışındaki anlarda. Ego meseleleri tabii, sen mesleğinden dolayı iyi bilirsin zaten değil mi?

Being There'i seyretmedim ben. Yüz yıldır var o film bende ve yüz kere seyredelim dedik Poliş'le ama olmadı, olamadı bir türlü. Neyse, seyredeceğim, kesin seyredeceğim diye kendime söz vererek kapatıyorum bu konuyu;)

Çok sevgiler.

oykudefteri dedi ki...

hoşbulduk:)
iyilik sağlık nolsun:) gerçi sağlık kısmı biraz eksik,hastayım bi kaç gündür, aman dikkat edin kendinize, beni bu dengesiz havalar mahvetti:)
yaz geldiği için arada bir çıkartıp pencere önününe, balkona falan koymakta fayda olabilir, bence narların da zaman zaman değişikliğe ihtiyacı var:) ama seninkinin huyunu suyunu sen daha iyi bilirsin tabi:)
bu arada, seinfeld dizisine ben de bayılıyorum.karakterler, diyaloglar, çok gerçekçi, çok komik, çok izlenesi:)
neyse, gidip vitamin ve bilumum ilaçlara vurayım kendimi:)
sevgiler çok

justine dedi ki...

Sevgili oykudefteri,
öyle yorgunum ki şimdi. Yirmi dört saat nöbet öldürdü beni, uykusuzum, çok uykusuzum. Eğer ciddi saçmalarsam affet beni;) Seinfeld'i sevmene çok sevindim, ben insanları Seinfeld'i anlayanlar ve anlamayanlar ya da bilenler ve bilmeyenler diye ayırıyorum, ne yalan söyleyeyim;p

Çok çok geçmiş olsun. Hemen yazacaktım, ama bak geçmiş olsun dileği bile dalgınlıktan bu satırlara kaldı. Dediğin gibi havalar dengesiz ve hastalıklar kapıda hazır bekliyor. Tekrar geçmiş olsun.

Sevgiler çok.

oykudefteri dedi ki...

sağolasın, ben de nöbetin geçmiş olsun diyor ve iyi uykular diliyorum sana.uyku gibisi var mı ohh:)

justine dedi ki...

Evet;)
Bugün biraz erken kalktım ben, kahvaltı işi de tamam, şimdi türk kahvesi zamanı. Mis gibi türk kahvesi;)
Sevgiler ve umarım bugün daha iyisindir.