Pazar, Mart 13, 2011

ışığı kırdın ve bulanıklaştın; şimdi benimsin sen

Marc Chagall/Lovers in the Lilacs

"...
oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken

bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik

..."
C. Süreya/aşk


"Birbirimizi kollayalım, sesimizi, duruşumuzu, bakışımızı, sevgimizi, bizi diğer herkesten ayıran “o şeyi” koruyalım."

"... 'o şey'; bir yağmur kaçaklığı, bakışsız bir kedi kara, sarı bir oda, zırhından soyunmuş delilik, vakitsiz uzayan bacaklar, senin camına konan bir kuş, Giacometti, uykusuzluk, öpülen bir saç, yanmış bir gar, ‘ancak o zaman söylenen ve o zaman gelince söylenmeden anlaşılan hikaye’, huysuzluk, kıskançlık, sakinlik, kelime, bir çok kelime, bir çok söz, önce var olan söz, bildiğimiz söz, ve söze sığmayan şey, 'o şey'. ..."
-----------
Doğum günleri önemlidir, öğreteceğim:) İyi ki doğdun canım, kutlu olsun.

8 yorum:

TOLGA dedi ki...

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
C.S
------
Doğum günü kutlu olsun :)
Sevgiyle
Ahmet

justine dedi ki...

Sonunu da yazarsak şiir tamamlanacak Ahmet, sağol:)

Sevgiler.

Adsız dedi ki...

Ahmet, bu ne incelik, teşekkür ederim. :)

Kadın, başka bir takvimde doğmak vardı. Kumla ve karla ölçülen. Konuşacağız, en geniş bir zamanda, takvimleri. Bir hikaye borcum var nasılsa :)

c.

endiseliperi dedi ki...

mutlu yıllar, c! kusura bakmayın, dün buralarda değildim. üstelik gecikmemi bağışlatacak bir şiir olsun yazamıyorum. mutlu, sağlıklı, sevgi dolu yıllar dilemem de pek klişe olur ama öyle olmasını dilerim sahiden de. justine'e kapılıp, doğumgünlerinin önemli olduğuna ikna olmak lazım. hiç yoktan neşe işte.

sevgiler.

justine,
dün iyi bir gün değildi. merak etme, benimle ilgili değil. aşağıda annenle olan fotoğraflar nefis, nefis! onları ordan çıkarım asmalısın duvarlarına. bayıldım. annen ne kadar güzel, kızlarının niye böyle güzel olduğu anlaşıldı. canım, hemen güneşten şikayet eder gibi konuşmuşsun, içerlemedim değil buna:)

kocaman sarılırım.

justine dedi ki...

Canım Peri, böyle bir süre görünmeyince sen endişeleniyorum. Ve lütfen kötü şeyler seninle ilgili olmasın.
Sevgiler çok.

A, bir de teşekkürler:)

Adsız dedi ki...

hey, peri, teşekkür ederim! justine'e kapılmaya gelirsek, eh, çokça yapıyorum onu sanırım :) (ve bundan bir yeterlilik anlamı çıkarılmamalıdır.)

umarım bugün iyi bir gün olmuştur, ya da olmadıysa geçip giden 'altı üstü bir gün'lerden olmasını dilerim. baki selam.

c.

justine dedi ki...

C,
yukarıdaki cümleden "daha çok kapılmak istiyorsunuz, yetmiyor" anlamını mı çıkarmalıyım acaba? Sizi engelleyen nedir sahi?:p

Sevgiler çok.

Adsız dedi ki...

Matmazel,
Kâf'ta bir bölüm vardır, Tanrı cehenneme sorar, "Doldun mu artık?". Cehennem artık büsbütün bir deyişe dönüşecek şu sözle cevap verir: "hel min mezîd"(daha yok mu?). Sonraları tasavvuf literatüründe marifete ve keşfe dairaçlığı anlatan bir cümle oluverir bu söz.
Sadede gelirsek, eh, bu bir hikayedir, dolmayan testi hikayesi. Rumî'yle Şems'in muhabbeti de başka zamana :)

c.