Annemin Öğrettiği Şarkılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annemin Öğrettiği Şarkılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 19, 2011

kaldığımız yerden devam; güzel Brando

"Bud- ne muhteşem bir çocuk! Tatlı ve komik, idealist ve ah, çok genç."

"Yedi sekiz yaşlarındayken eve sürekli açlıktan ölmek üzere olan hayvanlar, hasta kuşlar, bir derdi olduğunu düşündüğün insanlar getirirdin. Eminim fırsatını bulsan kızların içinde en şaşısıyla ya da en şişmanıyla çıkardın, bunu da sırf kimse onun yüzüne bakmadığı için, o kızın kendisini iyi hissetmesini sağlamak için yapardın."


Brando hayatını anlattığı kitabında, ablalarının onun fotoğrafının altına yukarıdaki cümleleri yazdığını söylüyor. Sonra, ablası Jocelyn'in Dosto'nun kahramanlarını hatırlatan sözleri var. Marlon (ona taktıkları isimle Bud), annesinin öğrettiği hiçbir şarkıyı unutmayan, hassas, neşeli, bakıcısının kokusuyla uykuya dalan, koç burcu bir çocuk. Kitabı okuyalı çok oldu, hatırladığım en net parçalar bunlar. Çok yaramaz ve devamlı evden uzaklaştırılıyor bu yüzden. Ayrıca, ablasının söylediği gibi mazlumların koruyucusu, öyle ki bir gün eve sarhoş bir kadını hasta diye getiriyor:) Marlon, kendisinin köylü çocuğu olduğunu, çocukken evlerindeki sobadan çok utandığını ve arkadaşlarının görmemesi için onları lafa tuttuğunu yazıyor. Hatta James Dean için de aynı tamlamayı kullanıyor; "İkimiz de Amerika'nın iç bölgelerinden gelen köylü çocuklarıydık. Oysa bizi asi yapıp çıktılar." Bu benim çok hoşuma gitmişti, böyle dürüst ve içten olması.

Kitapta, Marilyn ile yattığını, Vivien Leigh'i çok güzel bulduğunu ve kocası Olivier'e onun piliç kümesine dalacak kadar gıpta ettiğini ve bu yüzden  Leigh ile kaçamak yaptığını ballandıra ballandıra anlatıyor. Dean'in onu tam anlamıyla taklit ettiğini söyleyen Marlon, Elia Kazan'a taptığını defalarca tekrarlıyor. Bunlar gibi yüzlerce ilginç ayrıntı, belki dedikodu var kitapta ama benim için Brando, bu kitabı okuduktan sonra sadece çok tatlı, içten ve muzır bir çocuktu, o kadar. Ha bir de, şahane isimli anı kitabı olan bir çocuk.

Bu fotoğrafı çok beğeniyorum. Marlon kızkardeşi Jocelyn ile birlikte kahve içiyor. Dün gece koyamadım buraya diye üzülmüştüm, şimdi koydum iyi oldu. Fotoğrafın çekildiği zamanlarda ikisi de tiyatroda oynuyorlar ve Jocelyn'in evinde sıcak su tertibatı bile yok.

Marlon, İhtiras Tramvayı'nın sinema versiyonunun tiyatrodan daha iyi olduğunu düşünüyor. Kendisi hem tiyatroda hem de sinemada Kowalski elbette. Brando'nun, ben kesinlikle onun gibi değildim, Kowalski'nin tam tersi bir insandım, demesini çok önemsiyorum. Çünkü İhtiras Tramvayı'nın her versiyonunu izledim ve Kowalski'den midem bulanıyor.

Brando, Guys and Dolls filminde bir kumarbazı oynuyor. Buradaki mizansende ise kendisini!

Salı, Ocak 18, 2011

kafa dağıtmak için, Brando ve diğerleri


Dün gece Golden Globe vardı, her zaman olduğu gibi uyumadım, onu seyrettim. Kafa dağıtmak için bu tür gösteriler çok iyidir. Hangi film ödül alacak, kim kiminle yarışıyor (ne için yarışılıyorsa artık), kim ne giymiş, yakışmış mı, dedikodular sonra, bakar oyalanırsın işte. Eskiden daha dikkatli seyrederdim, tahminlerde filan bulunurdum, şimdi sorunlar da çoğalmış olmalı ki öylesine bakar oldum. Bu tür törenlerdeki yarışma havası ise, öncesi sonrası olmadan beni rahatsız eder. Hele savaş zamanı yapılan Oscar törenini hatırlıyorum da, ne çirkin bir gösteriydi. George C. Scott, bayıldığım bir oyuncu, onun bu törenler hakkındaki duruşunu çok samimi buluyorum ayrıca. Diğerleri gibi rol kesmediğini düşünüyorum, Sean Penn havası, Iraklı çocuklarla fotoğraf çektirme pozları, Jane Fonda hayırseverliği, vs. vs. gibi değildir onun tavrı. Düz, sahici ve samimidir. Kiminle yarıştığını anlamadığını, bu tür sınıflandırmaları kabul edemeyeceğini ve Oscar'ın birkaç saatlik et pazarı (bu biraz sert olmuş:)) olduğunu söyleyen aktör, hiçbir ödül törenine de gitmemiş üstelik. 


Marlon Brando'ya gelirsek; ona, -harika isimli- Annemin Öğrettiği Şarkılar kitabını okuduğumda ısınmıştım. İyi oyuncu, yakışıklı adamdı ama bir mesafe vardı aramızda (bak sen!:p), benim oyuncum değildi. Fakat ne zaman kitabını okudum, çok sevdim. Hakiki, eğlenceli ve çocuk Bud'ı tanıdım. Oradaki fotolardan koymak isterdim buraya ama şimdi vaktim yok, belki başka bir zaman. Çok şirin çok sevimli fotoğrafları var, kız kardeşi ile olan fotoğrafı özellikle çok güzel. Brando herkesin bildiği, ünlü Oscar'ı reddetme hikayesini bu kitapta da anlatıyor. Kızılderililere yapılan haksızlığa karşı koyması filan biraz naif bile olsa hoş. Brando biraz şekil, biraz çocuk, yine de çok temiz bir adam. Okuyun kitabı, bana inanacaksınız.
Yarın devam edeyim bu kitabı anlatmaya şimdi film seyretmeliyim. Kitap, Hollywood, yakışıklı erkekler, dürüst adamlar, şık kadınlar derken kaç zamandır film seyredemiyorum, olmaz ama!:)


Başka fotolar, diğer dedikodular ve Brando skandalları çok yakında!

Poliş'e p.s.: Nasıl bahsettim ama Scottcığımdan, pişti olduk değil mi? İşbu bahis, tamamen senin için Polişka, hadi bakalım:p