(fotoğraf şuradan)
Geçen gün laf arasında, canım aşure istiyor, demiştim anneme. Bugün uyandığımda aşure kokuları dolmuştu eve. Tamam, yaşım küçük olsa sorun yok ama ne bileyim bu yaşta da, şımarıyor insan böyle durumlarda;p Bloğu okumayacağına güvenerek küçük bir kritik; çok lezzetli ama birazcık şekerli olmuş. Nuh'un bol hikâyeli, bol çeşnili, bol anlamlı bu tatlısı ile ilgili şöyle bir çalışma var, basit fakat yine de bakabilirsiniz.
Bu şarkıyı rüyamda gördüm sanırım. Kalktığımda kafamın içi konser salonu gibiydi. "mecazi aşka inandım güneşli havalarda", yüzümü yıkarken şarkıyı söylüyordum. Dinleyelim o zaman.
Bugün dışarı çıkmalıyım, yüz yıldır sırt çantası alacağım diyorum, alamadım bir türlü. Ben çanta almaya karar verdiğim zamanlarda Rüya doğmamıştı daha, ve hatta annesiyle babası tanışmamışlardı bile! Hey ki ne hey, Justine. Yuh sana.*
* Seinfeld'in bir bölümünde Jimmy diye bir adam kendisinden üçüncü şahısmış gibi bahseder, ona benziyorum;p