Antichrist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antichrist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Aralık 15, 2010

Justine alışverişte bunalır, Antichrist rahatlatır!



Alışveriş ne zor, ne sıkıcı, ne bunalım bir şey! Bugünlerde Poliş, dışarı çıkmalıyım, alışveriş yapmalıyım diye sayıklayıp duruyor. Doğum günüm yaklaşıyor ya, çaktırmıyor sözde:) Ne olursa olsun, ister sevdiğimiz birine bir şeyler alalım, ister kendimize, alışveriş bunaltır! Ben yıllardır beden, boy, en vs. vs. bakmadan, denemeden alıyorum kıyafetlerimi. Zaten değişmiyor kilom, rengini, tarzını seversem, fiyatı da uygunsa, al gitsin işte. Alışveriş yoruyor beni, sıkıyor. Hadi bu sefer, keyifli bir gezi gibi olsun diyorum, bir iki vitrin bakınca değişiyor havam. Hemen oturup bir şeyler yemek, içmek istiyorum. Tek başına alışveriş güzeldir, tezgâhtar, satış görevlisi, her neyse size sarmaması harikadır, alışverişten sonra bir yere oturup keyif çatmak ise muhteşemdir!




(Denediğiniz her şeyi almazsınız, o elimde tuttuğum öylesine bir etek tabii:p Vitrin bakmak yorar ve oturmak en iyisidir!)

A, siz de netteki moda bloglarını gördünüz mü? Dikkat ettiniz mi daha doğrusu, kadınlar poz veriyor, fotolarını yayınlıyor filan falan ama yüz yok ortada! Yüzlerinin yerine, kalp, ya da başka bir şey koyuyorlar. Silik, bulanık, yandan çekilmiş fotolar çoğu. Bir tek bana mı garip geliyor bu, yoksa ortada gerçekten tuhaf bir şey mi var? Hayır, madem hiç koyma, yüz kutsal mı acaba, bakmalıyım arkeolojik metinlere:) 

Bu saatte nelerle uğraşıyorum ben! Yılın son ayı bu ay. Benim aralığım, orası tamam da, yazmak ya da yazmamak meselesi hâlâ duruyor Demokles'in kılıcı gibi başımın üstünde. Ben bittim!



Antichrist'i seyrettiniz değil mi? Tabii tabii, seyretmeyeni dışlıyorlar şimdi ortamlardan, bahsetmek için geç kaldım ben:) Çok çok oldu ben seyredeli ama bugünlerde hep aklıma gelip duruyor. Orada Charlotte'un canlandırdığı kadın karakter tez yazıyordu. Hah ha, delirerek! Yaşı benim yaşlarımdaydı sanırım ve bunalmıştı. Filmi yalnız izlemiştim, şarap içerek ve dertlenerek. Filmdeki onca mesele, onca sorunun yanında izlerken bir de kendi sonuma hayıflanıyordum. Kızım sonun bu işte, bir ormanın ve işkence edeceğin kocan eksik:p Trier'in tez yazanlara bir an önce gittikleri yoldan vazgeçmeleri için yaptığı iyilik budur işte. Ona sesleniyorum; yaptığın her filmi heyecanla ve tutkuyla izliyorum hayatım, çoğunun fikrine katılmasam da böyle bu. Fakat en büyük teşekkürüm bana Charlotte'un hal-i pürmelalini gösterdiğin içindir. Ellerin ve beynin dert görmesin şekerim. Bırakıyorum inşallah!