Odun Kesmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Odun Kesmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 24, 2010

zor bir okuma: Odun Kesmek


Okuduğum en zor kitaptı!

Belki, her sevgili (e, göreli tabii:)) unutulur, yaşanılan olaylar, görülen yerler, yüzler, şu bu hepsi unutulur ama okunan en zor kitap unutulmaz! Onu okurken, dalıp dalıp gitmeler, beyni zorlamalar, ne anlatıyor bu adam (yazar mı deseydim, evet yine seksist oldu!) şimdi demeler, kaç sayfa kaldı bıraksam mı, diye düşünmeler unutulmaz. Odun Kesmek, romanını idefix listeme atmış, bekletip duruyordum. Thomas'ı Avusturya yıllarımdan bilirim, kapı komşumdu, hah ha, burası dalga tabii, kahve içtim, bugün keyfim yerinde:))  Bernhard'ı (daha resmi olsun), Bitik Adam kitabını çok çok çok merak edip, okuyamadığım (yine!) zamanlardan beri biliyordum. Odun Kesmek'le başlayıp, sonra devam ederim diye düşünmüştüm ve listeye atılmıştı öylece. Sonra aldım ve -sanırım- üç yıl önce onu okuma deneyimini yaşadım. Ama ne deneyim!

Kitaba Voltaire (canım Candide yazarı!) alıntısıyla başlıyor yazar; "İnsanları daha akıllı kılmayı beceremediğimden, onların uzağında kalarak mutlu oldum.", ki bunun anlamı var: Bernhard, insan sevmiyor, öfkeli bir yazar.  Kitabın özgün adı da, "Holzfällen. Eine Erregung - Odun Kesmek: Bir Öfke, zaten. Berjer bir koltukta ("berjer!", bu önemli çünkü devamlı tekrarlıyor; "düşünüyordum berjer koltukta, diye düşündüm berjer koltukta, berjer koltukta!"), Avusturya sanat camiasını topa tutar anlatıcı. Burjuvaziyi küçümser, iğrenir, Viyana sanat çevresiyle dalga geçer ve tabii en başta kendisini eleştirir. Şimdi düşündüğümde kitabın bu kadar zor okunmasının nedeninin, Bernhard'ın yazım tarzı olduğunu sanıyorum. Bernhard, paragraflarını uzattıkça uzatıyor ve o keskin cümleler bitmek bilmiyor. Devamlı bir bilinç akışı! Sonsuzca düşünen, sinirli ve dağınık bir adam. O berjer koltukta rahat, düşünüyor ve anlatıyor oysa okuyucu kasılıyor, çünkü ne onun bilinç akışı takip edilmeye müsait ne de anlatım düzenli.

Güçlü bir karakter olmadığını kitap boyunca yineleyen anlatıcı, akşam yemeği davetini neden reddedemediğini de buna bağlıyor. O kadar içten ve tanıdık ki anlattıkları, aynı çevre, aynı burjuvazi, biraz önce söylediğim yazım tarzı da olmasa senden biri oluverecek koltuktaki. "Güçlü bir insan ve de aynı derecede güçlü bir karakter onların davetini reddederdi, ama ben ne güçlü bir insanım ne de güçlü bir karakter, ben hemen hemen bütün insanların eline kalmışım.", derken eğilip öpüvermek istiyorsunuz berjer koltukta deliren güçsüz adamı. "Ben de öyleyim Thomas, dert etme, burası başka bir ülke ama sanat camiası ve burjuva (var mı sahi?) aynı, çıkmayalım oturalım evimizde, bir de çay demlerim güzelce, sıcak sıcak içeriz", diyesiniz geliyor. Ben dedim valla:) 

Tek başına kalmayı çok seviyor koltuktaki anlatıcımız; "Bende, yalnız bana bahşedilmiş gibi davranabilme yeteneği var, ne zaman istersem, berjer koltukta oturarak bu sanatı icra etmişimdir, tek başına kalmayı yani, nefis bir şey..." derken öyle sahici ki. İnanıyorsunuz.

Odun Kesmek, romanında Bernhard, toplumsal hayatı acımasızca eleştiriyor, düşünsel camiayı kanatıyor, aynı zamanda kendisi de kanıyor, genç yazarları komik buluyor, onların her şeyi komik bulmasını da komik buluyor! (buralarda öyle haklı ki), Wittgenstein okumaktan bahsediyor, güldürüyor, moda okumalara saydırıyor ve sonunda "...keşke gitmeseydim şu sanatsal akşam yemeği davetine, Gogol'ümü ya da Pascal'imi ya da Montaigne'imi okusaydım." diye düşünerek bitiriyor kitabı.

Ben, zorlu okuma tecrübeme, sarmal anlatım yapısının keyifsizliğine rağmen yine de sevdim, seviyorum Bernhard'ı. Derdimiz hep aynı çünkü; kalabalıkta ve dahi yalnızlıkta "huzursuz" olmak, hep huzursuz ve meseleli olmak. Şimdi, Bitik Adam okunmalı, sıraya alınmalı ve onlarca kitabın arasında sırasının gelmesini beklemeli. Bakalım.

Çok güzel gülüyor bence Bernhard, birileri ona bunu söylemeli:)