(Yiğit Özgür, harikasın! Bir insanın tüm esprilerine gülünür mü? Söz konusu kişi Yiğit ise, evet gülünür, bayılıyorum mizahına.)
Kış bitmiyor. Bugün düşündüm biraz bu konu üzerinde, bitmeyecek sanırım. Yani ne bileyim, kalıcı gibi bu sefer, öyle havalı, sakin, masif bir heykel sanki:p Madem öyle, gitmiyorsun dedim, önlemimi aldım ben de; gerekmedikçe çıkmıyorum dışarı. Nöbete gidip koşa koşa geliyorum. Ev daha soğuk belki, ama olsun en azından içerideyim. Kapılar, camlar kapalı, vs. vs. Nöbetlerden nefret ediyorum fakat bende biraz akıl olsa, daha çok nöbet tutardım, hastane sıcacık. Deli gibi yakıyorlar kaloriferi devletin parası bol tabii. Böyle hesapsız kitapsız gidersen sonun Yunanistan gibi olur, ama nerede bunu düşünecek adam? Neyse bana ne, yakan yaksın. Bakın konu nasıl dağılıyor, oradan oraya. Devlet deyince aklıma başka bir ülke geldi ayrıca, hey gidi koca Mısır hey!
Bir de şu var; geçen sinema dergisini okuyordum. The Tourist filmini, The Lives of Others'ı (Başkalarının Hayatı) çeken adam çekmiş. Kötü bir filmmiş, Angelina ile Johnny'nin kimyası tutmamış, şudur budur konuşuyorlar şimdi. Hollywood adamı bozmuş demeye getiriyorlar lafı sizin anlayacağınız:p Çok komik! Gerçekten komedi. Ben Başkalarının Hayatı filmini yıllar önce yere göğe koyulmadığı ve inanılmaz övüldüğü zamanlarda "hadi bakalım, neymiş bu böyle?" diye tamamen olumlu önyargılarla izlemiştim. İnanın yalan söylemiyorum, çok istekliydim filmi beğenmeye, fakat daha filmin yarısında tuhaf hissettim. Bekleyeyim bakalım dedim, Poliş'e bakmamaya çalıştım, peşin peşin konuşmamak için. Hoş o da aynı nahoş hisler içindeymiş ya:) Neyse, sonu batırdı zaten filmin, ortasına başına gerek kalmadı güzelmiş demek için. Gizli servis elemanı adamın, izlediği yazarın hayatından etkilenip ağlaması filan, tanrım ne klişeydi! Gözyaşları sahnesi hele. Yapmayın, bir film Avrupa filmi diye illa güzel olmak zorunda değildir. Niye genele sesleniyorum, çünkü ben deliyim ve "herkesler" bu filme bayılıyor:) Hatta ve hatta üzülüyorlar Hollywood uyarlayacakmış diye. Kadını başka bir Hollywood ünlüsü oynayacakmış, sanki kadının rolü ve oyunu harikaydı. Bir de bu üzülenler bayılır Cate'e, Angelina'ya filan. Son olarak, devlet, derin devlet, paranoya, istihbarat vs. vs. konulu sağlam film aranıyorsa, Bug, Cría cuervos, The Spirit of the Beehive, Good Night, and Good Luck., Sis ve gece hatta, Caché (Hidden) seyredilmeli. En azından daha dürüstler ve hiç ama hiç ağlak değiller.
İşte şimdi oldu; tam anlamıyla yukarıdaki adam gibiyim. Kafam "bi milyon"! Hocayla bir ay önce, bir salı günü görüşüp, yarın geleceğim dememin üzerinden sanırım tam bir ay geçti. Arada hastalık, kavga, gürültü, sel, deprem atlattım. Yarın tüketici mahkemesine gideceğim, buluşmam gereken iki kişi var, bir arkadaşımla balık, diğeriyle yemek yemem gerek. Yok yok gerek filan değil, akıl sağlığım için şart, evde delireceğim çünkü.
İstanbul'a bir gitsem, özledim.
Bir de şu var; geçen sinema dergisini okuyordum. The Tourist filmini, The Lives of Others'ı (Başkalarının Hayatı) çeken adam çekmiş. Kötü bir filmmiş, Angelina ile Johnny'nin kimyası tutmamış, şudur budur konuşuyorlar şimdi. Hollywood adamı bozmuş demeye getiriyorlar lafı sizin anlayacağınız:p Çok komik! Gerçekten komedi. Ben Başkalarının Hayatı filmini yıllar önce yere göğe koyulmadığı ve inanılmaz övüldüğü zamanlarda "hadi bakalım, neymiş bu böyle?" diye tamamen olumlu önyargılarla izlemiştim. İnanın yalan söylemiyorum, çok istekliydim filmi beğenmeye, fakat daha filmin yarısında tuhaf hissettim. Bekleyeyim bakalım dedim, Poliş'e bakmamaya çalıştım, peşin peşin konuşmamak için. Hoş o da aynı nahoş hisler içindeymiş ya:) Neyse, sonu batırdı zaten filmin, ortasına başına gerek kalmadı güzelmiş demek için. Gizli servis elemanı adamın, izlediği yazarın hayatından etkilenip ağlaması filan, tanrım ne klişeydi! Gözyaşları sahnesi hele. Yapmayın, bir film Avrupa filmi diye illa güzel olmak zorunda değildir. Niye genele sesleniyorum, çünkü ben deliyim ve "herkesler" bu filme bayılıyor:) Hatta ve hatta üzülüyorlar Hollywood uyarlayacakmış diye. Kadını başka bir Hollywood ünlüsü oynayacakmış, sanki kadının rolü ve oyunu harikaydı. Bir de bu üzülenler bayılır Cate'e, Angelina'ya filan. Son olarak, devlet, derin devlet, paranoya, istihbarat vs. vs. konulu sağlam film aranıyorsa, Bug, Cría cuervos, The Spirit of the Beehive, Good Night, and Good Luck., Sis ve gece hatta, Caché (Hidden) seyredilmeli. En azından daha dürüstler ve hiç ama hiç ağlak değiller.
İşte şimdi oldu; tam anlamıyla yukarıdaki adam gibiyim. Kafam "bi milyon"! Hocayla bir ay önce, bir salı günü görüşüp, yarın geleceğim dememin üzerinden sanırım tam bir ay geçti. Arada hastalık, kavga, gürültü, sel, deprem atlattım. Yarın tüketici mahkemesine gideceğim, buluşmam gereken iki kişi var, bir arkadaşımla balık, diğeriyle yemek yemem gerek. Yok yok gerek filan değil, akıl sağlığım için şart, evde delireceğim çünkü.
İstanbul'a bir gitsem, özledim.
See you, dostlar. Gerçekten see you size. Bir de şunu dinlesenize ne güzel söylemiş, sözler Mısır'ı ve beni anlatıyor hem:p
p.s.: Ulrich Mühe, iyi oyuncudur ve Funny Games'i seyrettim. Sorun yok yani.

