Dışarıda, yarı karanlık ormanın üstüne yağmur yağıyor. Gök gürlüyor. Saat yedi, yılın en uzun günlerinden biri, ama masamdaki lambayı yakmak zorunda kaldım: Alçak, karanlık bulutlar, orman, gök gürlemeleri ve şimşekler... Göremediğim dalgalı denizin üzerindeki bir vapurun düdüğü: Yazmak için bir "romantizm" gerekiyorsa (pek az belki) benim istediğimden fazlası var. Belki de bu yüzden ilk cümleyi yazamıyorum.
öteki renkler/o. Pamuk
Bugün yağmur şaşkınlığıyla güldürdü beni; "ne haber, tek şaşkın ben değilmişim, bak kaldın öyle", derken ben, o bir hevesle hızlandı, ama ı ıh devam edemedi. Gece şehrin sessizliğinden cesaret alıp başlayacak sanırım, ne yalan söyleyeyim, öyle olsun istiyorum.
Gece, bu masaya benzer şeyin (şifonyer?) yanında uykuya dalıyorum. İki gecedir çok zor geliyor uyku, sonra duvarlar duvarlar. Eşyalarla olan ilişkimi söylemiştim, otelde yaşarken hiçbir eşyaya bağlanmayacağım diye sayıklayıp duruyordum, hâlâ da bağlılığım yok, ama eşya bir dayanak, tutunma noktası, bunu biliyorum. Gülerken, yamuk duran bir objeyi düzelten, ağlarken duvardaki bir lekeye takılan bizler için, biz bir şeylere tutunmaya çalışanlar için, hiç olmazsa bu akşam müziğimiz yukarıdaki müzik olsun, yazarımız Orhan Pamuk. Hepsinden önemlisi iyi bir gece olsun, dayanağa ihtiyacı olmayan, rüyalı, renkli, boşluğunu varlığımızdan alan. Benimkisi uzun olacak orası kesin, hepinize iyi geceler.
