Francisco Goya/The Sleep of Reason brings forth Monsters
"...
yüreğimi bırakmıştım düş gücünün iklimine,
kendi evimden ayrı, düşüncemin varlıklarıyla birlikte
yalnızca bir kez-yalnızca bir keresinde-
belleğimden silinmez o çılgın saat
bir güç ya da büyü bağlamıştı beni,
ya o soğuk yeldi gece üstümden esip
ruhuma damgasını basan
..."
e. a. Poe/rüyalar
Birden uyumuşum. Koltukta "biraz" uzanıp, düşünüyorken ne var ne yok diye, uyku kocaman elleriyle gelip sarmış beni. Akşam uykuları korkunç olur, tekinsiz. Çok eskiden bir gün öyle bir uykudan uyandığımı hatırlıyorum da, ne kabus! Ne nerede olduğumdan ne de kim olduğumdan haberim vardı, nasıl bir boşluk duygusu anlatamam. Anlatmayacağım zaten:p Bu vesileyle uykudan bahseden bir kitaba geçelim, hadi;
Uyku Evi'ni iki yılbaşı önce, bir sürü kitapla beraber, ama birden aldım. Aklımda hiç ama hiç yoktu, onu diyorum. Kıbrıs Şehitleri, Yakın kitabevinden. Çok hoş bir yer orası. Çalışanları da çok "ince ve zarif":p (şaka bir yana, çok önemlidir bu benim için, Yourcenar'ın kitapları için defalarca aradılar, ilgilendiler. güzel bir yer orası, ben geç bile keşfettim.) Netten kitap almaya öyle alışmışım ki, diğer türlüsünü unutmuşum. Oysa bütün kitaplara dokunup, bölümler okuyarak seçim yapmak da eğlenceli ve şaşırtıcı. Uyku Evi mesela, hiç bilmediğim bir yazar, duymadığım bir kitap, birden geldi beni buldu. Adına vuruldum tabii, yoksa ben bildiğim isimlerden hiç ama hiç şaşmam.
Neyse, uzamasın bu yazı. Kitap çok iyi değil, beğenmemiştim ben. Fakat adı güzel, kapağı güzel, fikir hoş. Roman hakkında daha önce kısa bir şeyler yazmıştım, buraya kopyaladım. Buyrun;
Uyku filan bahane, sadece aşkı anlatmak isteyen roman. İşte sorun da burada başlıyor; aşkı anlatacağım derken o kadar çok tali yola sapıyor ki yazar, aşk kayboluyor arada. Robert kimdi, Sarah, neden onun için bu kadar ulaşılmaz ve vazgeçilmezdi. Ayrıca bütün o sapılan tali yollar, uyku gibi, sert yollardır. bir girip çıkamazsınız öyle. Uyku yumuşakça şaşırtır.
Romanda, Simone Weil'ın La Pesanteur et la Grâce kitabından alıntılar da var;
"... Gerçek sevgiyi bulacağınız o gün, eğer gelirse, içteki yalnızlık ve dostluk arasında hiçbir çatışma olmayacaktır. Tam tersine, bu dayanılmaz belirti sayesinde dahi bileceksiniz ki... Eğer gelirse..."
"İçimizdeki boşluğu kabul etmek olağandışıdır. Kendisini dengeleyecek hiçbir şeyin olmadığı bir hareket için nereden enerji bulunur? Enerjinin başka bir yerden gelmesi gerekir. Yine de önce bir parçalanma, karşısında çaresiz kaldığın bir olay olmalı; boşluk yaratılmalıdır."
"Doğal ya da doğal olmayan hiçbir ödülün alınmayacağı bir dönemin geçirilmesi gerekir."
-------------------
-Yazıya koyduğum müzik daha çok Goya'nın harika çizimi ve benim uyandığımdaki ruh hâlimle ilintili, kitapla ilgisi yok, şaşırmayın.
-Simone Weil'ın La Pesanteur et la Grâce kitabının adı çok güzel. Hızlı geçip, dikkat etmediyseniz tekrarlayayım; "Gravity and Grace", "Yerçekimi ve Zerafet". Muhteşem.
-Uykunun, ama özellikle akşam saçma sapan bir saatte gelen uykunun gerçekten kocaman elleri var. Bana inanın. Sarıyor ve kendisi istemeden bırakmıyor.
-Yarın mesai var ama öğlene kadar. Üzgün başlayıp, sevinçle devam eden bir cümle bu, onun için ünlem koyup koymamak konusunda kararsız kaldım:p
-Sonra bir hafta izin! İşte buraya ünlem yakışır:)

