Burada biz çocuktuk, burada kar denilen şeyi "tanımış" ve "tanımaya hazır olmayan" hâllerimizle duruyorduk. Burada biz, ciddi masumduk. Poliş(clea) kardan korkuyordu, beyaz, soğuk ve sonsuz diye korkuyordu sanırım. Şimdi böyle derim tabii, bu "şimdiki Justine'in" bakışı olur. Kurguyu kurup kurup bozabilen, muktedir insan analizi. O zaman bilmiyordum, gülüyordum sadece. Düz mantık; bir şey komik ya da değildir.
Kahve içip duruyorum, biraz sinirliyim şu sıralar. Sinir bana yakışmadığı için (ne bileyim, öyle olduğunu sanıyorum.) gülümsemeye çalışıyorum lüzumlu lüzumsuz. Bu komik oluyor tabii, gülüşün bazen yüzünde donuyor bazen de fazladan yoruyor. Conrad, evvelki gün sabaha karşı yatağa girdiğimde bana çok yardımcı oldu. Gemiye onun yardımıyla girdim ve oradakileri tanırken bütün dertlerimi unuttum. Kısa süreli ama güzel bir arınmaydı. Bazı cümleleri tekrar tekrar okudum; "...sessizdiler, ama alınyazılarının kötülüğünü yanıp yakılan ağlamaklı sesleri yüreklerinde tiksintiyle susturacak kadar merttiler. Salt kendilerine özgüydü alınyazıları; böyle bir yazgıya dayanabilme yeteneği, seçilmişlerin ayrıcalığı olarak görünüyordu onlara! ... Onlar, gizemli denizin ölümsüz çocuklarıydılar. Onların yerini, hoşnutsuz yeryüzünün koca çocukları aldı. Daha az isyankâr ama daha az masum, daha az günahkâr ama aynı zamanda daha az inançlı, konuşmasını öğrenmişler, ama sızlanmasını da öğrenmişler bu arada...".
Son günlerde takıldığım şeyleri söylüyordu bana ve beni onaylayan sesiyle. Şaşırarak ve düşünerek uyudum.
"...aslına bakarsan. her şey insanın zihnindedir. yani gerçek denilen hani insanlar arıyorlar da bulamıyorlar ya, insanın zihnindedir ve o kadar çeşitlilikte gerçek vardır. böyle olunca da bir incinme hadisesini kafanın içinde evirip çevirip hale yola koyabilirsin. çözmek ya da çözmemek, kırgınlığı sürdürmek ya da sürdürmemek senin elindedir yani. bir "neden"in hacmi ile oynayıp onu genleştirip ya da katılaştırıp, olmadı su gibi akıtmak senin insiyatifine kalmış. o "neden" i ilişkiyi sonlandırmak için de kullanabilirsin, bir karakter analizi malzemesi yapıp, onun uzantısı halinde düşünüp ilişkide insanların birbirini kabul etmeleri gereken sınırları şeklinde bir anlayış da geliştirebilirisin... biraz ısıt, sıvılaşsın, bak bakalım o "neden" nereye doğru akıyor. yani gönlünün isteği ne?..." *
Bunu kim mi yazdı? Conrad değil, Peri. Anlayış; birikimin, okumanın, görüp geçirmenin dışında bir şey istiyor. Hisle alakalı, duyusal bir şey. Bunu önemsiyorum.
----------------
Şimdi yemek yapmaya kalkmalıyım. Patlıcanlı, kıymalı bir şeyler yapacağım. Karnım çok acıktı ve yemek yaparken nasıl güzel arınır insan, bunu iyi biliyorum:) Hadi bakalım, değiş tonton!
----------------
Şimdi yemek yapmaya kalkmalıyım. Patlıcanlı, kıymalı bir şeyler yapacağım. Karnım çok acıktı ve yemek yaparken nasıl güzel arınır insan, bunu iyi biliyorum:) Hadi bakalım, değiş tonton!
*Peri'den.
*Yukarıdaki şarkıyı daha önce kullanmıştım. Çok güzel ve tuhaf şekilde hüzünlü geliyor bana. Çocukluk anılarına ve fotoğraflarına uyuyor. Cría cuervos filminde Saura da kullanmıştı ve çok uymuştu oradaki havaya. Filmdeki kıza (Ana) benziyor çocukluğum, yüzü, kırılgan neşesi. (hatta ekose eteğimiz bile aynı:p) Öyle güzel bir film ki, izleyin lütfen. Eminim seversiniz. Hatta kısa bir görüntü vereyim aşağıya, o filmden. Buyurun;




