Nasıl oturulur, kitabını yazarım. Öyle çok yapacak iş var ki, düşünmek bile yoruyor. Şöyle yapsam diyorum, kafamda bir yere oturtuyorum, olmuyor. Kendimi oyalıyorum farkındayım.
Olsun, hızla geçelim.
Şu müzikleri aradım buldum bugün. Ben Azeri müziğini bilmem, pek sevmem de, fakat daha önce bahsettiğim gruptaki keman çalan çocuk Azeri imiş. İdare eder müzikler, yok ya fazla idare etmez, "eh işte" belki. Bana göre benim dinlediğim grubun (bkz; serbest radikaller) müziği daha iyiydi ve orada bu çocuğun çaldığı keman daha etkili geliyordu kulağıma. Her neyse, ben o gece; "bu çocuk kesin Roman, fıstık gibi çalıyor işte", demiştim C.'ye. O beğenmemişti "elbette", daha önce de yazmıştım sevmediğini, Roman olduğuna da katılmamıştı. Ben bildim sayıyorum yine de, Roman olmasa bile Azeri çıktı, yabancı kontenjanından bildim kısaca;p
Aşağıya grubun öylesine birkaç parçasını koyayım, bir de onları dinleyin bakalım.
(boş işler sorumlusu Justine evindeki koltuktan bildirdi; küçümsemeyin sakın, o koltuk ki, Justine'in en yakın arkadaşıdır bugüne bugün)
p.s.: Yukarıda üstünü çizdiğim espri, nasıl kötü nasıl kötü, biliyorum, olsun çizgi hoşuma gitti kaldı öyle;)