"...
Çiçek. Çiçek satıcılığıyla başlamışım serüvenlerime. İplere
dizili çiçekler ve çocuklar, gül kurusu. Ama nasıl da
büyülüymüşüm o zamanlar, bir pericik yüzünden
bakılamazmış. Boş arsaları vardır yaz gecelerinde hafifsi
malta hummalarının. Kış gecelerinde de sonsuz beberuhili
sanrıların haberleri. Sonra taştan geçit. Elli yaşlarında bir
cadının çekmecesinde yaşıyorum, çivilenmiş. -Gerçekten,
yaşıyor muyum acaba? Mevsimin ne olduğu bilinmiyor ve ben pek üşüyorum. Gibi U.
dizili çiçekler ve çocuklar, gül kurusu. Ama nasıl da
büyülüymüşüm o zamanlar, bir pericik yüzünden
bakılamazmış. Boş arsaları vardır yaz gecelerinde hafifsi
malta hummalarının. Kış gecelerinde de sonsuz beberuhili
sanrıların haberleri. Sonra taştan geçit. Elli yaşlarında bir
cadının çekmecesinde yaşıyorum, çivilenmiş. -Gerçekten,
yaşıyor muyum acaba? Mevsimin ne olduğu bilinmiyor ve ben pek üşüyorum. Gibi U.
..."
e. Ayhan/Bir Fotoğrafın Arabı
Bugün, kahvaltıda ve alışveriş merkezine gidene kadar ifadesiz olan yüzüm yukarıdaki sümbülü ve diğer çiçekleri görünce bir şeye benzedi. Çocuk gibi gülümsedim, "a, sümbüller ne güzel!" diye seslendim bir de. Yüksek sesle, kendime. Niye sevindim bilmiyorum. Neo'nun "birdenbire sümbül" yazısını ve -aslında özellikle- o güzel başlığı okuduğumda duyduğum histi yaşadığım. Birdenbire sevinç. Her şey güzel olsun tanrım, her şey güzel olsun. Sessiz dualar geçiyor içimden, durduğu yeri siliyorum. Ve bazı anları siliyorum, kayıp. Çok uykum geliyor bu günlerde, hayır uyumuyorum. Uykuyu itiyorum, kötü rüyalar görüyorum. Bu neye benziyor biliyor musunuz?
Gibi sevinç.
Ben Ece'nin bu şiirine deli olurum.