"...
Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler.
Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler
Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler.
Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler
..."
Turgut Uyar/Terziler Geldiler
Iris ailesiyle yaşıyor ve bir fabrikada çalışıyor, vardiyalı, rutin. Gündüz iş var, geceler televizyon karşısında delirecek kadar sıkıcı. Bir eğlenceye gidiyordu, silik hatırlıyorum. Yanındaki herkes dansa kaldırılıyor bizim kibritçi kıza yanaşan olmuyordu. Eğlenceli, ritmik şarkılar, içilen meyve suları, kalbe yerleşen keder. Alt tarafı bir dans oysa. Üstü; beğenilme, bir eylem, yaşadığını fark etme çabası. Filmleri anlatmayı sevmiyorum, çok güzel bunu söylesem yeter sanırım. Seyredin, kibritçi kızı bir daha anlarsınız fena mı?
Bu günlerde neden hep o sesi duyuyorum ben, kibritin sönen hâlini? Ne tuhaf.
p.s.: Yukarıdaki heykel yine bir mezarlık heykeli. Bayılıyorum onlara, çok güzeller. Ayrıca, filmin buradaki sahnelerini özel olarak capture ediyorum, kıymet bilin yani:p Son olarak; Aki Kaurismaki sevimli adam, sense of humour'ı var üstelik. Ki çok kişide olmayan bir özelliktir bu, bulunca, yapışıyorum.





