(Poliş ve Lily. ikisini de çok özledim, burnumda tütüyorlar. bu deyimin doğrusu, burun mu, yoksa göz müdür, yıllardır kafam karışır bu işe?)
"...
Üstümüzde gökyüzü açılmıyor mu?
Yeryüzü sapasağlam,
Uzanmıyor mu altımızda?
Ve ebedi yıldızlar,
Sevecen bir gülümsemeyle,
Yükselmiyor mu?
Seninle göz göze değil miyiz?
Ve her şey,
Senin kafan ve yüreğinde,
Bir araya gelip,
Sonsuz bir giz içinde,
Hemen yanıbaşında oluşmuyor mu?
Görünmeden görünerek?
Yüreğinin büyüklüğü el verdiğince,
Bütün bunları doldur içine,
Ve duyguların coşunca,
Buna istediğin adı ver:
Mutluluk! Gönül! Sevgi! Tanrı!
..."
Faust / j. w. Goethe
Sabah sabah Faust okudum, yatağa götüreyim, biraz da orada karıştırırım. Gerede'de okumuşum ben bu kitabı, altını çizdiğim yerler şimdi eskinin dalgası. Ne çok şey değişiyor; yerler, eşyalar, zaman, her şey, her şey. En önemlisi de alışkanlıklar, tüm alışkanlıklar zamanla dağılıyor ya da güçleniyor. Ben küçüklüğümden beri alıştığım şeylere tutunurum, tüm cesaretimi, yaşam sevincimi onlardan alırım. Oysa alışkanlık da beslenmek istiyor. Neyle beslersen besle, hangi adı verirsen ver; sevgi, gönül, tanrı!
Dianne Reeves'i çok severim, hastasıyım. Onun sesi bana göre, şefkatli, gülümseyen, anlayışlı bir kadın sesidir, ısıtır. Güneş ne büyük tanrım, şaşıyorum bazen; başka başka suretlerde gelip karşıma oturuyor. Bu sıcaklıkla sonsuza kadar uyuyabilirim. Siz de dinlesenize bu sabah Dianne'i, şarkı aralarında kulağınıza "i love you, darling", diye fısıldadığını duyacaksınız;)
p.s.: Yukarıya üç parçasını koydum Dianne'in, siz şuradan diğer harika şarkılarını da dinleyebilirsiniz.
