edebiyat magazini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat magazini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 09, 2011

edebiyat magazinine ba-yı-lı-yo-rum!

Cemal Süreya'nın fena çapkın olduğunu öğrendiğimde çok eğlenmiştim. Sonra İlhan Berk'in cinsellikle ilgili her şeyden müthiş zevk alması, Ece Ayhan'ın büyük kavgası, ve bunun gibi diğerleri nasıl heyecanlandırmıştı beni;) Ben edebiyat dedikodularına bayılırım, hadi şuna sanat dünyası filan diyelim, daha geniş olur. Yazarlar, şairler vs. vs. bunlarla ilgili özel haberleri duyduğumda pek bir seviniyorum. (valla gayriihtiyari)




(Süreya, Tolstoy, Ayhan ve Salinger)

Salinger öyle münzevi bir hayat yaşarmış ki, hayranları şöyle dursun hiçbir komşusuyla görüşmez, kitaplarımı kendim için yazıyorum dermiş. Düzenli olarak çişini içermiş ayrıca, sağlık olsun diye. Sonra, dini bütün Tolstoy efendi (bakmayın çok severim, o Anna'nın yazarı, sevilmez mi?!) sekse o kadar düşkünmüş ki "seks evlilikten uzak olmalı" diye millete vaaz verirken, karısını rahat bırakmazmış. Ayrıca gençliğinde çirkinliğinden çok utanır ve o görüntüsünden kurtulmak için -bugünkü ve yarınki- her şeyini feda edeceğini söylermiş. İlhan Berk'in aylarca yıkanmaması, Rousseau'dan aldığı ilhamlaymış, çünkü ünlü düşünür de hiç yıkanmazmış. Rilke şiirlerini yazmadan hemen önce, mis gibi limon  kokusunu içine çekermiş (buna bayıldım işte.).  Proust'un Kayıp Zaman serisi defalarca reddedilmiş, ve sebebi "gereksiz ayrıntı" içermesiymiş! Edgar Allen Poe, üvey babasıyla hiç geçinemezmiş (orduda görevdeyken, annesinin öldüğünü Poe'ya haber vermeye bile gerek duymayan bu adamı sevmesini beklemek zor tabii.), ayrıca ölümü onlarca hastalığın adının geçtiği gizemli şeklini korumaktaymış.  Jack London ne çok içermiş öyle, çocukken başlamış ve bu yüzden suyun altında nefessiz kalacağına inanırmış. Kafka'nın cimriliğini ve hastalık hastası olmasını herkes bilir sanırım, ben en çok dilenciye para verirken paranın üstünü almasına ve deli gibi hesap kitap yapmasına şaşırmıştım! Hey gidi, Dava'nın ve "bir sabah günü, devcileyin bir böceğe dönüşen" (ben bu başlayışı çok seviyorum:p) Gregor Samsa'nın yazarı, hey! A, bir de çıplaklığı kendisinde ve başkasında hiç sevmediği için "mayolu adam" diye bilinirmiş, canım Kafkacığım ya, biraz gıcık olsan da, seviyorum ben seni.

Süreya'nın oğlu Memo ile kavgalarını üzülerek okumuştum, yine de merak ediyordum tabii. Ece'nin kaymakamlık yaptığı zamanlarda o çocukla ilgili dedikodusunun doğru çıkmaması için hâlâ dua ediyorum. Çocuklara yapılan hiçbir şeye anlayış göstermem, konunun öznesi en sevdiğim biri bile olsa. Ve muhteşem Alice'in yazarı, Lewis Carroll. Keşke bütün duyduklarım dedikodu olsa. Nabokov nasıl yazdın Lolita'yı, kafam deli gibi çalışıyor, yine de hayranım sana, ne yapayım?^^

Son olarak, Pavese Hemingway'e neden içli ve harika mektuplar gönderiyordu, bilen varsa lütfen söylesin:p Şaka bir yana, duyduğum en şiirsel bitiş Pavese'nin cümleleridir; "Piedmontese tepelerini gördün mü? Onlar kahverengi, sarı ve puslu, zaman zaman da yeşil… Görsen severdin, Senin C.P.” 

Ne güzel.

bir de ben, hâlâ çocuk gülüşümle gülerim:)
(Bu fotoyu koyduğumu sanıyordum bloğa, yanlış hatırlıyormuşum. Bahsettiğim gülüş buydu.)